ANASAYFA KAPAK YAZILARI ZİHİNLERİMİZ DÜNYEVÎLEŞİRKEN BİZ NEREDEYİZ?
ZİHİNLERİMİZ DÜNYEVÎLEŞİRKEN BİZ NEREDEYİZ?

ZİHİNLERİMİZ DÜNYEVÎLEŞİRKEN BİZ NEREDEYİZ?

31
0

Her asrın mergup bir metası vardır. Bu asrın rağbet edilen metasını Bediüzzaman şu şekilde açıklar: “Siyaset metaı, hayat-ı dünyevîyenin temini, felsefenin revacı”. Dünyevîleşmeyi, özelde “Müslümanların dünyevîleşmesi” bağlamında düşündüğümüzde, hayat-ı dünyevîyenin temini vazgeçilmez bir unsur olarak hayatımızın merkezinde yer almıştır (aldırılmıştır). Âyet-i Kerîme’de geçtiği üzere, kişiye ancak çalıştığının karşılığı vardır. (Necm Suresi, 39)

Hadislerde de bunu destekleyen ifadelere rastlamak mümkündür. Fakat burada söz konusu olan ‘dünyevî hayatı temin etmek’; sadece rızkı elde etmekten çıkmış olup, ‘daha geniş dairede yaşama’, ‘daha rahat hayat sürme’ emelinden kaynaklanmaktadır.

Dünyevî hayatı kazanma sevdası uğrunda ise kayıplarımız çok fazla olmaktadır. Bunlardan en basiti hırstır ki, sebeb-i hasaret olarak geçmektedir. Bir diğeri sıdkın hayatımızda yok olma derecesine gelmesi, sünnet-i seniyyeye ittibada hissemizin azalması ve bu uğurda tesettür hakikatinden uzaklaşmamız.Dahası sosyal hayatın temelini teşkil eden hürmet ve merhametin ortadan kalkma tehlikesi gibi birçok kayıptan bahsedebiliriz. Bunların hepsini ve daha birçoğunu, Müslümanların zihniyetinin uhrevî olmaktan çıkıp dünyevî olmasının sonuç tablosu olarak da görebiliriz.

Mesela sıdk hakikatini ele alalım. Peygamberimizin muhatap olduğu ve bu âyet beni yaşlandırdı dediği “Emredildiğin gibi dosdoğru ol” (Hud Suresi, 112) âyetinde Cenab-ı Hak, peygamber özelinde aslında tüm mü’minleri muhatap almıştır. Sıddîkiyet, İslâm toplumunun temel taşlarından birini oluşturmaktadır. Hatta bunun içindir ki, Kur’ân-ı Kerîm’de hususî olarak sıddîkiyet özelliği için dua etmemiz istenir ve şöyle denir: “Ve de ki: Ey Rabbim! Gireceğim yere doğrulukla girmemi, çıkacağım her yerden de doğrulukla çıkmamı nasip et.(İsra 80)

Bununla beraber Üstad Hazretleri; İslâmiyet’in esasının, imanın hassasının, bütün kemâlâta ulaştıran yolun, ahlâk-ı âliyenin menşeinin, dahası Ashâb-ı Kiram’ın bütün insanlara üstün gelme sebebinin “sıdk” olduğundan bahsetmektedir.

Kâinatta boşluk yoktur ve zıtlar bir arada bulunmaz. O zaman hayatımızda ya bu kadar hakikati ifade eden sıdk bulunacak veyahut sıdk kaybolmuşsa kural gereği boşluk olmayacağından zıddı yerleşecek, yani kizb. Müslüman bir bireyin sıdkı elde etmekten başka çaresi yoktur. Eğer sıddîkiyet Müslüman toplumunda yok olmaya başlamışsa, onun yerini artık tasannular, riyalar, şeytanın hoşuna gidecek malzemeler almış demektir.

Peki, dünyevîleşen zihinlerimizde sıddîkiyeti nerede kaybediyoruz?

 

Yazının devamına dergimizin Kasım sayısından ulaşabilirsiniz…

 

 

Nesibe Ersoylu
huzuruilahi@gmail.com

(31)

YORUM YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir