ANASAYFA KAPAK YAZILARI TEK CÜMLEDE İSLÂM
TEK CÜMLEDE İSLÂM

TEK CÜMLEDE İSLÂM

23
0

Müslüman olarak size, “İslâm’ın ya da Müslümanlığın tarifi” sorulsa, ama bunun için sizden daha başka bir soruya ihtiyaç bırakmayacak bir cevap istenilse, ne derdiniz acaba?

Size böyle bir soru soruldu mu hiç bilemiyorum, ama bundan yaklaşık 1400 sene önce böyle bir soru, tam da ilk muhatabına sorulmuştu. Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a… Soruyu soran, Sahabeden Süfyan b. Abdullah (ra) idi. Şöyle demişti:

“Ya Resulallah! Bana İslâm’ı öylesine tanıt ki, onu bir daha senden başkasına sormaya ihtiyaç hissetmeyeyim.”

Efendimiz (asm) ne demişti dersiniz? O sahabeyi karşısına alıp, en ince ayrıntısına kadar, saatlerce ona İslâm’ı mı anlatmıştı?

Hayır, öyle yapmadı. Allah Resulü (asm) bir tek cümle söyledi ona. Ama o tek cümle, her şeye bedeldi. Şöyle demişti veciz bir şekilde:

Yani:

“Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol.”1

Aslında bu cümle, biraz daha derinliğine inildiğinde, Efendimizin (asm) ve onun şahsında bizlerin doğrudan vahiyle de muhatap olduğu bir hakikat.

Hûd Suresi’nin 112. ayetini hatırlayalım: 

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!”

Hz. Peygamber (asm), bu ayetle ilgili olarak “Hûd Suresi beni ihtiyarlattı” diyor. Bediüzzaman da “Çünkü ehemmiyeti azimdir; istikamet-i tâmmeyi [tam istikameti] emrediyor”2 şeklinde bir açıklama aktarıyor.

Demek ki Müslüman’ın hayatında “istikamet, dosdoğru olmak” önemli. Nitekim beş vakit namazda, en az 40 defa Allah’tan “istikamet üzere olmayı” diliyoruz.

Bana “Bugün Müslümanların en büyük imtihanı nedir?” diye sorsanız, bu anlamda bir muhasebe yapmak gerekse, “inandığımız gibi yaşayıp yaşayamamak” derim. Allah Resulü’nün (asm), “Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol” demesi üzerinde hep beraber derin bir tefekkür ameliyesi yapmak durumundayız.

Nefis taşıyan kullar olarak, “inandığımız gibi yaşamazsak, yaşadığımız gibi inanmaya başladığımız” hususu, acı bir gerçek. “Kendimizi dine uydurmak yerine, dini kendimize uydurmak” da dehşetli bir vaziyet.

Bu vahim hâlleri düşündüğümüzde, Allah Resulü’nün (asm) o veciz “İslâm tarifi” büyük ehemmiyet kazanıyor. “Allah’a inandım” deyip, sonra da “dosdoğru olmak”, eğip bükmemek bu zamanda “ehemmiyetli bir takvayı” ihsas ediyor. Ve bunu başarabilmek gerekiyor mutlaka.

Zaman zaman Bediüzzaman’ın, “İnkâr etmemek başkadır, iman etmek bütün bütün başkadır”3 sözü üzerinde düşünürüm.

 

Yazının devamına dergimizin Ocak sayısından ulaşabilirsiniz…

 

Muhammed İsmail Tezer
tezer@gencyorum.com.tr

 

 

Dipnotlar:
1) Müslim, İmân: 62
2) Sikke-i Tasdik-i Gaybî, Yeni Asya Neşriyat, 2017, s. 196
3) Emirdağ Lahikası, Yeni Asya Neşriyat, 2017, mektup no: 150, s. 238

(23)

YORUM YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir