KAPAK YAZILARI

Muhabbet mi, musibet mi?

Muhabbet… Bir nimet. Hem de küllî bir nimet! Hem tatlı, şirin, latif bir nimet. “Hem şu kâinatın rabıtası, hem şu kâinatın nuru, hem hayatı”1 olan bir nimet. Peki, bu latif nimet, nimet iken nasıl nıkmet oluyor? […]

KAPAK YAZILARI

Seviyorum, ama kimi?

Sevgi, insanın en önemli ihtiyaçlarından biridir. Çünkü, fıtratı sevgiyle yoğrulmuştur. Bununla birlikte, bizi Yaratan Rabbimizin binler isminden bir ismi de El-Habib’dir. El-Habib; sevgili, sevilen ve seven anlamlarına gelmektedir. O (cc), yarattığı varlıklarda ve özellikle insanda […]

KAPAK YAZILARI

Kalp herkesi sever mi?

Bugün burada kalp üzerine tefekkür etmek isteyenler toplansın. Birkaç dakikasını ayırarak, kâinat çekirdeğinin çekirdeği olan kalbi anlamaya çalışanlar gelsin. Hoş, ben kalbin sırlarını keşfedecek değilim, ama belki sizin keşfedeceğiniz o hazinenin anahtarı olan sorular bendedir. […]

KAPAK YAZILARI

Aşka Yolculuk

Aşk, şiddetli bir muhabbettir ve hiçbir aşk aslında ilk görüşte aşk değildir. Aşk mertebesine çıkana kadar, geçmesi gereken bir süreç, pişmesi gereken bir süre vardır. Aşk, kasıp kavuran bir ateştir ve bu kadar şiddetli bir […]

EDİTÖR

Kâinatın Aşk Penceresi

“Hem, kâinat kalbindeki ciddi aşk, bir Mâşuk-u Lâyezalîyi gösterir. Evet, ağacın mahiyetinde olmayan bir şey esaslı bir sûrette meyvesinde bulunmadığı delâletiyle, şecere-i kâinatın hassas meyvesi olan nev-i insandaki ciddi aşk-ı lâhutî gösterir ki, bütün kâinatta-fakat […]

KAPAK YAZILARI

Şubat Sayımız Çıktı!

“AŞK İMİŞ, HER NE VARSA ÂLEMDE” Aylık aktüel gençlik dergisi Genç Yorum’un “Aşk” konulu Şubat sayısı çıktı. Dergi, bütün kâinatı kuşatan “Aşk” meselesini akıl-kalp-nefis çerçevesinde ele alıyor. Gündemi ebedî gençlik olanların dergisi Genç Yorum, “Kâinatın […]

HABER YORUM

Kan kaybeden değerlerimiz

Belki de yerin altı ile yerin üstündeki bağın koptuğu gün, kan kaybetmeye başladı değerlerimiz ve benliğimiz… İki kuşak ötedeki dedesinin adını sayamayacak kültürsüzlükteki kalem sahipleri, gelişen yeni teknoloji ile kendilerine sunî bir entelektüel mecra edinmiş oldu. […]