ANASAYFA KAPAK YAZILARI ÖN YARGILAR DA HAYATA DÂHİL
ÖN YARGILAR DA HAYATA DÂHİL

ÖN YARGILAR DA HAYATA DÂHİL

30
0

İnsanın en çok sevdiği şey hayat. Belki farklı şekillerde, ama her daim ön planda olan, bastırılması en mümkün olmayan arzu hayatta kalmak. Kafatasımızın içinde taşıdığımız kıvrım kıvrım pembe-gri organın ilginç ve muazzam bir çalışma tarzı var. Kontrolümüzün dışında, kendi bildiği şekilde işleyen bu jölenin vazifesi hayatı muhafaza etmek ve daha kolay kılmak. Gösterdiğimiz bütün davranış biçimlerinin, şu ya da bu şekilde bu gayeyle doğrudan ilişkisi var. Ön yargılar, stereotipler ve genellemeler de dâhil.

Kafa karışıklığını önlemek ve hepimizin aynı şeyi anladığından emin olmak adına önce bir kavramları tanımlayalım. Stereotip, bir grup hakkında kalıplaşmış ve genellenmiş yargılara verilen isim.[1] Ön yargı, bir kimse yahut şey hakkında bazı olay veya görüşlere dayanılarak iyice bilgi edinilmeden verilen hükme[2] verilen ad. Stereotipler, ön yargılar ve genellemeler, aslında ciddi bir amaca hizmet ediyorlar ve varlıkları sandığımızın aksine kötü değil. Neden kötü olmadıklarını anlamak için insan beyninin temel işleyişine bir göz atalım.

Hayata gözlerimizi açtığımız andan itibaren, istatistiksel öğrenme dediğimiz bir yöntemle etrafımız hakkında bilgi toplarız. Bu öğrenme biçiminde, beynimiz giren veriyi daha önceden gelen tecrübelerle oluşturulmuş kategorilere dâhil eder. Bu ekonomik ve hızlı bir öğrenme biçimidir. Bir örnekle açıklamak gerekirse, önünüze köpek, elma ve sandalye resimleri konulduğunu düşünün. Daha önce karşılaşmadığınız cinste birer köpek, elma ve sandalye bile olsalar, onları tanımlamakta ve köpeği hayvan, elmayı meyve, sandalyeyi mobilya kategorisine sokmakta zorlanmazsınız. Basit gibi gelebilir, ancak günlük hayatta durmaksızın karşılaştığımız sayısız yeni uyaran düşünüldüğünde bu yetenek bizi çok büyük bir enerji sarfiyatından kurtarır.

Dahası, bu kategoriler ve stereotipler sayesinde isabetli tahminlerde bulunur ve her seferinde bir şeyleri yeni baştan öğrenmek zorunda kalmayız. Mesela yeni bir şehre gittiğinizi düşünün. Az çok bütün şehirlerin yerleşim şekli birbirine benzer ve siz daha önceki bilgilerinizi kullanarak tahminde bulunup daha az vakit kaybıyla yolunuzu bulabilirsiniz.

Buraya kadar her şey güzel, genellemeler ve stereotipler hayatımızı kurtarıyor. Peki, sorun nerede? Sorun, farkında olmadan işleyen bu mekanizmayı insanlar üzerinde kullandığımızda başlıyor. Objeler gibi insanları da kategorize ediyor ve genelliyoruz. Stereotipler ve ön yargılarla sınırlıyoruz. Stereotipler ve genellemeler, ancak doğru bilgilere dayanarak kuruldukları zaman geçerli ve faydalıdırlar. Fakat insanlar hakkında kurduğumuz stereotipler çoğunlukla ön yargılara, sınırlı ve taraflı bilgilere dayanır.

İnsan dışındaki varlıklarda güzel güzel işleyen sistemimizin, iş kendi türümüze gelince karışıp çuvallaması ilginçtir. Elma, köpek ve sandalyeyi kategorize etmek için çok fazla bilgiye ihtiyacımız yok, ancak ne insanlar, ne de insanlarla kurduğumuz ilişki, elma, köpek veya sandalye kadar basit değil. İki önemli noktaya değinmek gerekir burada. Birincisi Sosyal Psikoloji’nin incelediği grup dinamikleri, ikincisi ise Freud’un “Ego kendi evinin sahibi değildir” sözü.

Grup dinamiklerini iki ayrı başlıkta inceleyebiliriz.

 

 

Yazının devamına dergimizin Ekim sayısından ulaşabilirsiniz…

 

Melike Nursultan Üner

unermelikenursultan@gmail.com

 

 

[1] McLeod, S. A. (2015). Stereotypes. Retrieved from www.simplypsychology.org/katz-braly.html
[2] http://www.lugatim.com/s/önyargı

(30)

YORUM YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

güngören escort rus pornosu harika porno izle tipobet tipobet365