ANASAYFA KAPAK YAZILARI NEFSİN FİRAVUNLUK CEPHESİ VE ISLAHI
NEFSİN FİRAVUNLUK CEPHESİ VE ISLAHI
0

NEFSİN FİRAVUNLUK CEPHESİ VE ISLAHI

12
0

Cenab-ı Hak, insana nefis ismiyle tesmiye edilen ve lezzetlerin merkezi hükmünde olan öyle bir alet vermiştir ki, yaratılış hikmetine münasip istimal etmeyen adamı vartaya yuvarlayabilir. Aslında kendisi de bir latife olan nefis, insana verilmiş olan latifelerin neredeyse tamamını kendi emri altına alabilecek bir mahiyette yaratılmıştır.

Evet, nefis dâhil olmak üzere tüm latifelerin aslî vazifesi Cenab-ı Hakk’ı tanımak için bir merdiven olmasıdır. Herbirisinin ayrı ayrı gayet mühim vazifeleri vardır. Ancak nefis, müthiş istidatlara haiz olmasına karşın sanki haylaz bir çocuktur ki, kendi haylaz olduğu gibi etrafındaki latifeleri de haylazlığa sevk etmek ister. Kendisi lezzetlerin merkezi olduğu için, aslî vazifesini unutursa o latifeleri kendi aldığı hazlara bir alet olarak istimal edebilir. Çünkü: “Nefis, Rabbisini tanımak istemiyor; firavunâne, kendi rububiyet istiyor.” 1

Nefis her zaman kendisinin hür ve serbest olmasını ister. Hatta kendisini tam hür kabul eder, öyle hareket eder. Öyle oluyor ki, sanki kendisini büyük bir saltanatın sultanı olarak görüyor. Keyfince yaşayıp keyfince yiyip içmek istiyor. Bilinmelidir ki nefis, sadece yemek ve içmekten değil her şeyden keyif almak ister. Helal-haram demeden etrafına adeta aç bir hayvan gibi saldırır. Aldığı hazzı daha da artırmak için, Rabbisini tanımak için verilmiş olan latifeleri de kendi emrinde çalıştırmak ister. Adeta kendisini vücudun kumandanı ve diğer latifeleri emrindeki askerleri olarak tahayyül edip, haram-helal demeden geçici ve ardında binler elem bırakacak olan dünyevî lezzetler uğruna, hem kendisine hem de o latifelere azap çektiren ölümcül ve gayet vahşiyane bir harbe sokar. Kimi latifeler o harbe girer girmez, kimileri de biraz mücadele ettikten sonra vefat eder. Bazı latifeler vardır ki fıtraten kuvvetli yaratılmışlardır ve Allah’ın izni dâhilinde vefat da etmez. Ancak daima azap çeker. Bediüzzaman Hazretleri bu son latifeye Latife-i Rabbaniye diye isimlendirilen latifeyi misal verir. Hâlbuki tüm hassa, alet ve latifelerin kumandanı kalptir. Olması gereken de şu olmak gerektir:

“Kalp bir kumandan gibi, letâif askerleriyle kahramanâne maksada yürüsün. Yoksa, kalp, yalnız kendini kurtarmak için askerini bırakıp tek başıyla gitmek, medar-ı iftihar değil, belki netice-i ıztırardır.” 2

 

Yazının devamına dergimizin Haziran sayısından ulaşabilirsiniz…

 

Akif Arslan
matemakif@hotmail.com

 

Dipnotlar:
1-Mektubat/29.Mektup/Ramazan Risalesi/9.Nükte
2- Sözler/27.Söz

 

 

 

 

(12)

YORUM YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

güngören escort rus pornosu harika porno izle tipobet tipobet365