ANASAYFA KAPAK YAZILARI MERHAMET VE ADALET REİS BEY
MERHAMET VE ADALET REİS BEY

MERHAMET VE ADALET REİS BEY

44
0

Reis ibaresinin bazı çevrelerde olumsuz bir anlamı var. Onunla ilk kez Necip Fazıl’ın Reis Bey kitabında karşılaştım. Masum bir delikanlı mahkeme reisine (başkanına) adaletle hükmetmesi için “Merhamet Reis Bey” diye yalvarıyordu. Dün adaletsizlikten ve merhametsizlikten şikâyet ediyorduk. Bu gün de değişen bir şey yok. Dünyanın dört bir tarafında kendini âlemin reisi/kralı zannedenler iktidarlarını sürdürmek için adaleti rafa kaldırıyor, merhametsizce zulmediyor.

Gerçekte reis hikmet, merhamet ve adaletle hükmedendir. Yerine göre anne, baba, kadın, erkek, muhtar, bakan, bakmayan, nihayet başkan olur. Mahkeme ve diyanet reisi son halkayı oluşturur. Zalimleri en çok insan (kul)  haklarına bakmayanlardan çıkar.

On dört asır önce bu güne benzer bir manzara vardı. Zalim bir düzende güçlüler zayıfları ezerken,  kadınlar eşya gibi alınıp satılırken, çocuklar diri diri toprağa gömülürken, kâinat “merhamet ve adalet Reis Bey” diye inlerken Hz. Muhammed (asm) gönderildi dünyaya.

 

Âlemin reisi Hz. Muhammed (asm)

Allah Rahim’dir, merhamet eder. Adil’dir, adaletle hükmeder. Üstadın ifadesiyle Hz. Mustafa (asm) âlemin reisiydi. Âlemlere rahmet olarak sevgi, merhamet, adalet gibi yüce duyguları yaymak için gönderilmişti. Merhamet rahmetten gelir. Merhamet ve adaletin olmadığı yere rahmet gelmez. Nefisler nemrutlaşır, akıllar firavunlaşır. İnsan güce ve kendine tapar hale gelir. Şimdilerde “nemrutlaşmış reisler” kol geziyor. Masumlara zulmediliyor. Kadınlar kocasız, çocuklar ana-babasız, ana-babalar evlatsız kalıyor.

Dünya ile ahiret iki kutuptur. Ahiret dünyanın rövanşıdır. Yeryüzü imtihan meydanıdır. Dünyada asıl olan hürmet, merhamet ve adalettir. Bu prensiplere uyulduğunda yerdekiler de göktekiler de alkışlar. “Siz yerdekilere acıyın ki, göktekiler de size acısın” demiyor mu o güzel insan (asm).

Merhamet Nebîsi (asm) “Müslüman Müslümana zulmetmez” dese de maalesef İslâm coğrafyasında zulmediliyor. Diğerleri sessiz kalıyor.  “Merhamet edin, merhamet olunasınız. Af edin, af olunasınız.”   “Merhamet etmeyene merhamet edilmez.” “Bir topluma öfkeniz sizi o topluma haksızlık yapmaya götürmesin. Adil olun.” şeklindeki nebevî uyarıyı seslendirenlerin sesleri kısılıyor, ötekileştiriliyor.

En büyük zalimler bir zamanların mazlumlarından çıkar. Hz. Mustafa (asm) dünya tarihinin en masum ve mazlumu olmasına rağmen, insanlığın bir gün hakikati anlayacağı ümidiyle sabretmiştir. Gücü ele geçirdiğinde aynıyla mukabele etmemiş, intikam duygusuna kapılmamış;  merhamet ve adaletle muamele etmiştir. Böylece iki kez kazanmıştır. Günümüz insan ilişiklerinde ise maalesef tersi geçerli. Dünün mazlumları bu günün zalimleri olabiliyor.

 

İnsanlık Rabia’lara, Nur’lara ağıt yakıyor

Kahramanlık en çok kadına yakışır. Kadınlar şefkat kahramanları, merhamet insanları, adalet sultanlarıdır. Her milletin bir Rabia’sı vardır. Kadınları ağlatıyoruz. Kanlarını akıtıyoruz. Dün Mısır’daki Rabia için, bu gün de bizim Rabia’mız Nur Ener için ağlıyoruz. Dün Necip Fazıl “merhamet Reis Bey” demişti. Bu günleri görseydi merhametin yanına adaleti de eklerdi.

Nur olarak âleme gönderilen Efendimiz (asm) “Cennet anaların ayakları altındadır” der. Günümüzde kadın ayaklar altında. Kadın erkeğin kalp aydınlığıdır. Kandili,  dili, eli, vicdanıdır. Susarsa dünya dilsiz ve sağır olur.

Kadın karanlık dünyamızı nurlandırandır. Nur-u Muhammedî’yi (asm) doğurandır. Susarsa insanlığın rahmindeki bebek ölür. Merhamet merhemdir. Yeryüzü yaralı kalblerle dolu. Dünya merhemini, merhameti arıyor. Kadın merhemdir. Çağın yaralarını kundaktaki bebekler gibi sarar. Şimdilerde yeryüzünden kadınların ve Hz. Muhammed’in (asm) nuru çekiliyor, kâinat vefat ediyor. Nurlar, Nuriler, bebekler zindana atılıyor. Dünyalar zindana çevriliyor…

Dünyanın zulüm karanlığına büründüğü, kadının ezildiği,  nur topu gibi kızların diri diri toprağa gömüldüğü bir dönemde merhamet ve adalet elçisi Hz. Muhammed’le (asm) kadınlar cennetle müjdelendi. Nur gibi kızlar ilmin, iffetin, izzetin kandilleri, cennetin misalleri, dünyanın şerefli misafirleri oldu. Zaman tersine döndü, dönüyor. Şimdi kadınlara cehennemî bir hayat reva görülüyor. Dün kızlarının toprağa gömülme acısını yaşayan anneler, bugün zindana konulma acısını yaşıyor. Dün kara toprağa gönderilen Nur’lar bu gün iftiralarla karalanıyor.

 

Masumların gözyaşı peygamberlerin kanı gibidir 

Efendimiz’in (asm) kızı Hz. Zeynep (ra) kâfir darbesiyle bebeğini düşürmüş, bilahare kendisi de vefat etmişti. Hz. Hamza şehit edilmişti. Efendimiz (asm) Taif’te taşlanmış, Uhud’da yaralanmış, yüzünden kanlar akmıştı. Kanı toprağa düşürmemeye çalışıyordu. Zira bir toplum kendilerine rahmet olarak gönderilmiş bir peygamberi, kanı toprağa dökülecek ölçüde yaralarsa, mühlet tanınmaz, toptan yok edilirdi.

O (asm), kızını ve müstakbel torununu öldüren, amcasını şehid eden, kendinin ve sevdiklerinin kanını akıtanları affediyordu. Kadınların, çocukların, masumların gözyaşları peygamber kanı gibidir. Kalpleri kanatanlar iflah olmaz. Şimdi binlerce kadın ve erkek ne ile suçlandıklarını bilmeden aylardır hapiste tutuluyor. 65 kişi intihar etmiş. Zulüm umumîleşirse musibet de umumîleşir. Gün gelir, ateş bizi de yakar.

 

Affetmek güzeldir

Ona (asm) Taif’te ‘hayatının en acı günü’ yaşatılır. Yıllar sonra şehri kuşatır. Kuşatma uzayınca açlıktan ölümler başlar. Düşman teslim olmak üzereyken kuşatma kaldırılır. Böyle zafere gönlü razı olmaz.

Sahabeleriyle 3 yıl boykota uğrarlar. Ağaç kabukları yerler. Akabinde hicret ederler. Devran değişir. Mekke’ye tahıl satan Hamame Müslüman olunca satışı durdurur. Dün kendisini (asm) ölüme terk edenler, kapısını çalarlar. O (asm) yine kendine yakışanı yapar. Mekke tahıla kavuşur.

15 Temmuz’da kardeşkanı aktı. Ekmeğimize kan doğrandı. Yapanları, destekleyenleri Allah’a havale ediyoruz.  Milyonlara varan insana terör damgası vuruldu. On binlercesi işsiz kaldı.

 

Adavetle adalet bir arada olmaz

Üstad, “Bir cani yüzünden dokuz masum mahvedilmez” diyor. Suriyeli, Filistinli çocuklar zalimleri Âlemlerin Reisine (asm) şikâyet ettikleri gibi bugün ne ile suçlandıklarını bilmeyen hapisteki 65 bin, işsiz kalan, mallarına el konulan on binlerce kişinin sevdikleri, en çok da çocukları manen sizi, bizi, hepimizi âlemin reisine (asm) ve Bediüzzaman’a şikâyet ediyor.

Adavetle adalet bir arada olmaz. Affetmek güzeldir. Affetmedikçe affedilmezsiniz. Hz. Yusuf, Mısır’ın “aziz bir reis”iydi. Kendine iftira eden Züleyha, ihanet eden kardeşlerini affedebilecek kadar yüce olduğu için Mısır’a sultan olmuştur. Hz. Muhammed (asm) Mekkelileri affedebildiği için iki dünyanın sultanı olmuştur. Mü’mine yakışan Hz. Yusuf (as) ve Hz. Muhammed (asm) olmaktır. “Bugün size sorgulama, kınama yoktur. Serbestsiniz.” (Yusuf Suresi, 92) dediğinizde bütün mü’minler kazanacak. Merhamet ve adaletten daha güçlü ordu, kalpten daha sağlam kale yoktur. Kalpler orduyla değil merhamet ve adaletle fethedilir. Hz. Muhammed (asm) darbe yaparak değil, darbeler yiyerek iktidar olmuştur.  Zulmedenleri affedince iki cihanın reisi olmuştur.

“Bugün merhamet ve acıma günüdür.” Mü’minin onurunu yüceltme günüdür. “Sana zulmedeni affet. Sana küsene git. Sana kötülük yapana iyilik yap” günüdür. Aleyhimize de olsa hakkı söyleme günüdür.  O (asm) ümmetine çok düşkündü.  “Mü’mine kendi öz canından daha yakınım” derdi. Bilelim ki kırdığımız kalplerle Hz. Mustafa’nın (asm) canını acıtıyoruz.

Kendini dünyaya reis zanneden bizler, o Reisin (asm) merhamet ve adaletinden öyle uzağız ki. Şimdi Bediüzzaman gibi yalvarma vakti: “Yâ Rab! Yanımızda elçiniz ve dergâhınızda elçimiz olan reisimize merhamet et ki, bize sirayet etsin…” (Barla Lahikası)

 

 

 

Mustafa Oral
mustafaoral74@hotmail.com

(44)

YORUM YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

güngören escort rus pornosu harika porno izle tipobet tipobet365