ANASAYFA KAPAK YAZILARI DÜŞÜNMEYİ DÜŞÜNMEK
DÜŞÜNMEYİ DÜŞÜNMEK

DÜŞÜNMEYİ DÜŞÜNMEK

44
0

Bir olguyu anlamanın yolu izlemekten ve sormaktan geçiyor. Şu dünyaya akıl sahibi olarak gelip, hitaba muhatap kılınan insanın da içinde bulunduğu âlem hakkında, hele de kendisine dair hiçbir şey sormaması abes olurdu. “İnsan nedir?”, “Neden konuşur?”, “Nasıl konuşur?”, “Niye onu değil de bunu tercih eder?”, “Niçin sever, üzülür, öfkelenir?”, “Nasıl düşünür?”, “Neden birbirinden bu kadar farklıdır ve nasıl bu kadar birbirine benzer?” gibi yüzlerce, binlerce soru dolaşıyor zaman-ı Âdem’den bu yana insanın ve insanlığın zihninde. İşte insanın kendisine dair sorduğu soruların ve bulduğu cevaplarının toplamı psikoloji.

Herhangi bir psikolojiye giriş kitabını açacağınızda karşınıza ilk çıkan tanım şudur: insan zihnini ve davranışlarını inceleyen bilim dalı. Aslında insana dair ne varsa, yukarıda saydığımız sebeplerden ötürü, bir yerde psikolojinin de konusu. Bu yüzden psikoloji tam şu tarihte başladı demek çok mümkün değil. Okuyacağınız bu yazı da psikolojinin tarihiyle alâkalı değil. Psikoloji hakkında kısaca bilgi verdikten sonra psikoloji okumanın bana ne kattığı konusunda şahsî tecrübelerimi belki size de bir faydası dokunur gayesiyle anlattığım bir yazı olacak. Hazırsanız başlıyorum.

 

Psikolojinin bir bilim olarak mahiyeti üzerine

Psikoloji; duygu, düşünce, ruh gibi konuların ağırlıklı olarak irdelendiği zihin odaklı felsefeden ve davranış bozuklukları ve anormalliklerin incelenip tedavi edilmesi üzerine yoğunlaşan, insan biyolojisi odaklı tıptan gelişerek gelmiş. Zamanla bu iki alanın birbiriyle alâkalı olduğunun anlaşılmasıyla müstakil bir alan olmuş. Psikolojinin artık bir bilim olarak sistemleştirildiği 19. yüzyıldan itibaren insan davranışlarını birbirinden oldukça farklı şekillerde açıklayan pek çok ekol ortaya çıkmış. Günümüzde ise psikologlar daha eklektik bir yaklaşım benimseyerek, bu ekollerin neredeyse hepsini insanı anlama çabasında birer araç olarak kullanıyorlar.

Psikoloji, deney ve gözlem yoluyla elde ettiği verileri kullanarak bir takım sonuçlara ulaşmasıyla bir bilim dalı olma özelliğinde. Ancak insan gibi oldukça karmaşık ve yalnızca maddeden ibaret olmayan bir canlıyla uğraşması sebebiyle o kadar bilimsel olmayan bir tarafı da var. Bu iki yön de, bana kalırsa çok da haklı olmayan birçok eleştiriye maruz kalıyor. Bir yanda “bilimsel olduğu için maddeye çok odaklandı, ancak mânâyı ihmal etti”ciler, diğer yanda da “mânâyla uğraştığı için bilimsel olamaz”cılar. Oysa anlamak için bu sınırları çizmeye ihtiyacımız var. Sayısız paradigmanın işin içinde olduğu durumları, bir şekilde yapay bir ortamda, her paradigmayı tek tek inceleyerek anlayabiliriz. Devasa bir bütünü anlayabilmek için, ya yeterince uzaklaşıp tamamını görüş alanımızın içine alacağız ya da küçük parçalara bölüp, adım adım detaylarına dikkat ederek bakacağız. En isabetli olanı bu iki yaklaşımı bir arada kullanmaktır diye düşünüyorum. Psikoloji de insanı anlamaya çalışırken, birçok alana ayrılıp farklı açılardan inceler. Hiçbiri de tek başına yeterli değildir. Hem diğer alanlarla hem de farklı bilim dallarıyla birleşerek bir mânâ ifade ederler.

 

En temel beş alana şöyle bir göz atalım:

Klinik psikoloji, psikolojinin bilim, teorik ve pratik kısımlarını birleştiren bir kolu. Depresyon, kaygı bozukluğu, şizofreni gibi patolojik durumların tanısı ve tedavisiyle ilgilenen klinik psikoloji, kendi içinde pek çok farklı ekol ve yaklaşım barındırıyor. Elbette ki bu tanı ve tedavi sürecinin geliştirilmesi ve sağlıklı işlemesinde klinik psikoloji, psikolojinin diğer alanlarından destek alıyor. Yani, bir psikolojik şikayet sebebiyle gittiğiniz, terapi aldığınız psikolog, aslında bu alanda özel eğitim almış bir klinik psikolog olmalıdır.1

Gelişim psikolojisi, insanın anne karnında başlayan gelişim sürecini ve hiçbir ihtiyacını kendisi karşılayamayan, konuşmaktan bile aciz bir bebeğin hangi aşamalardan nasıl geçerek yetişkin bir birey olduğunu inceler. Gelişimin pek çok boyutu olduğundan, gelişim psikolojisinin de farklı gelişim süreçlerini farklı yaklaşımlarla inceleyen alt dalları mevcut: dil gelişimi, sosyal gelişim, bilişsel gelişim gibi…

 

 

Yazının devamına dergimizin Aralık sayısından ulaşabilirsiniz…

 

 

Psk. Melike Nursultan Üner
melikenursultan@gencyorum.com.tr

(44)

YORUM YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir