ANASAYFA RÖPORTAJ BEDİÜZZAMAN’I ANLAMAK İLE GEÇEN BİR ÖMÜR
BEDİÜZZAMAN’I ANLAMAK İLE GEÇEN BİR ÖMÜR

BEDİÜZZAMAN’I ANLAMAK İLE GEÇEN BİR ÖMÜR

76
0

Yeni Asya gazetesi Genel Yayın Müdürü Kâzım Güleçyüz ile Şerif Mardin’i konuştuk.


Kâzım Güleçyüz

 

Şerif Mardin’i yakından tanıyor musunuz? Kendisiyle anılarınız var mı?

“Bediüzzaman Said Nursî Olayı” kitabını yazma serencamında kendisini gazeteye gelişlerinden tanıyorum. O zaman yerimiz Cağaloğlu’ndaydı. İlk seminerini üst katta, mescit katında vermişti. Daha sonrasında buraya ziyaretlere geldi. Kitap yayınlandıktan sonra kitabı imzalayıp bize gönderdi. 1996 senesinde Süleyman Demirel ile Amerika’ya gitmiştik. Orada bir resepsiyonda görüşmüştük kendisiyle. Önemli görüşmelerimizden biri de o zaman olmuştu. Mehmet Kutlular Ağabey’i sormuştu.

 

Şerif Mardin kimdir? Gençler hangi yönlerini bilmeliler?

Şerif Mardin, aslında kitaplarında da görüldüğü gibi, Türkiye’nin sosyolojisini anlamaya çalışan bir sosyolog ve Risale-i Nur hareketini, Bediüzzaman’ı incelemeye başlaması da buradan kaynaklanan bir şey. Kendisini Bediüzzaman’ı incelemeye teşvik eden ilk isim Cemil Meriç olmuş. Meriç de son dönemde Risale-i Nur ile haşir neşir olan ve çok takdir eden bir insandı. Şerif Mardin ile de arkadaşlıkları, dostlukları varmış. Ve teşvik etmiş. Daha sonra Suat Alkan’ın anlattığı tarzda başka bir takım yönlendirici sebepler de araya girmiş. Ardından başlamış bu meseleye. Nurculuk hakikaten Türkiye’nin en önemli sosyal gerçeklerinden biri. Toplumsal bir hareket, milyonlarca mensubu olan, derin izler bırakan ve hâlâ da faaliyetini devam ettiren, ülke sınırlarını aşan bir boyutta. Sosyologların buna kayıtsız kalmaları, aslında bir ayıptır.

 

Türkiye sosyolojisini incelerken, Nurculuk’tan bağımsız hareket etmek eksik kalıyor sanırım.

Evet. Şerif Mardin bu anlamda öncülük yaptı. Ve hakikaten anlamaya çalıştı.

Değişik ifadeleri de var. Hatta bir sefer de Beyazıt’taki eski büyük dersanemize gelmişti. Hanefi Örnek kardeşimizin aktardığı bir hatıra var. “Hocam” dedikleri zaman, “Risale-i Nur medresesinde herkes talebedir” ifadesini kullanmış. Böyle mütevazı bir insan. Aslında doğduğu, yaşadığı çevre itibariyle aristokrat bir ailede yetişmiş. Halkla çok ilgisi olmayan bir aile, ama buna rağmen o mütevazı kişiliğiyle kendisini gösterdi. Bu temaslar esnasında da “Bediüzzaman Said Nursî Olayı” kitabını yazdı. Kitapla ilgili değişik yorumlar yapılmıştır. Hâlâ da yapılmaya devam ediliyor. Kemalistler hiç hoşlanmadılar ve aforoz ettiler. Türkiye’nin sosyolojisini anlamaya ihtiyaç duymayan, güya kendisini sosyolog takdim eden insanların aforozuna uğradı.

Ama Şerif Mardin çok önemli tespitler yapan bir insan. Sadece Risale-i Nur ve Nurculuk hakkında değil, ideoloji konusunda da. İdeolojinin toplumdaki karşılığı konusunda. Hangi konu olursa olsun, o noktada çok kafa yormuş, kitap yazmış bir insan. “Din ve İdeoloji” diye bir kitabı var mesela. Kemalizm’in boşluklarını, zaaflarını çok iyi tespit etmiş. Bunu eserlerinde kayda geçirmiş. “Bediüzzaman Said Nursî Olayı” kitabında da var. Kemalizm’in boşlukları noktasında Risale-i Nur hareketinin neye tekabül ettiğini çok iyi tespit etmiş. Bu kitabı, Amerika’daki ilk baskısı çıkar çıkmaz; eskiden Köprü Dergisi’nde beraber çalıştığımız Naim Öztürk arkadaşımız bize gönderdi. Biz kitabı İngilizce bilen bir grup arkadaşla mütalaa ettik, inceledik, çalışmalar ve değerlendirmeler yaptık üzerine.

 

Bunlar yayınlandı mı?

 

 

Röportajın devamına dergimizin Kasım sayısından ulaşabilirsiniz…

 

 

Konuşan: Şulenur Yıldırım
sulenur@gencyorum.com.tr

 

 

(76)

YORUM YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir