ANASAYFA KAPAK YAZILARI BAŞLAMAK BİTİRMENİN YARISIDIR
BAŞLAMAK BİTİRMENİN YARISIDIR

BAŞLAMAK BİTİRMENİN YARISIDIR

43
0

Başlarım şimdi yazına…
Demek geldi içimden yayın yönetmenine, bu ayın konusunu söylediği zaman. 🙂

Evet, başlarım. Çünkü başlamak benim hayatımın olmazsa olmazıdır. Başlamadan nasıl bitirebilirim ki bir işi? Boşuna mı “başlamak bitirmenin yarısıdır” demişler! Sahi neden öyle demişler? Her başlangıcın illa bir neticesi mi olması gerekir? Hem, bitireceği işe niçin başlar ki insan? Ben bitirmek düşüncesiyle bir şeye kat’iyyen başlayamam. Belki sureten tamamlamış görünürüm; ama esasen yeniden yeniye başlamak isterim.

Bir hikâye yazmak istedim mesela. Başladım yazmaya. Nasıl bitirilir ki bir hikâye? Bilemem ki nasıl bitirilir, severek başladığın bir iş… Hikâyenin sonu geldi zanneder okuyanlar; ama sonrasında yepyeni başlayan bir hikâye, benim arzumun, aslında hikâye yazmak değil de başlamaya devam etmek olduğunun bir göstergesidir. Çünkü başlamak, tohum ekmektir. Hayatı devam ettirmektir. Başladığım bir işi bitirebildiğimi hiç bilmem. Mesela konuşmak… Tamam, kesin hatırlayamıyorum konuşmaya başlayışımı; ama o gün bugün konuşurum işte. İlk nasıl okuduğumu çok iyi hatırlıyorum. İlk bisiklete binişimi de… Ve ilk sevdiğimi söyleyişimi… Sevdiğim şeylerin bitecek olmasını kabul edemem!

Başlamayı seviyorum. Hatta sırf bu yüzden bile zaman zaman başarısız olmayı kabul edilebilir buluyorum.

 

Ne demek bittiii!

Aslında her bitiş bir travmadır. İlişki bitti, üniversite bitti, proje bitti… Peki, şimdi ne olacak? Hayatım neyle devam edecek? Şimdiye kadar bana ait olan yaşanmışlıklarım, duygularım ve emeklerim son mu buldu? Eğer sadece neticeye odaklanırsak, emin olun her bitiş bir travmaya neden olur. Ama her sonun arkasındaki yeni başlangıçları görebilmek, insanın hayat enerjisini yenileyen bir güç kaynağıdır. Ölümün bile bir son, bir yok oluş olmadığına, sonsuz bir hayatın başlangıcı olduğuna inanan insanlar için hele, “bitti” demek ne saçma… Dikkat edin, hayatımızı iki şekilde anlamlandırırız; ya başlangıçlardan ibarettir, ya bitişlerden. Belki de insan; “neticesiz, her an yeniden başlamak” ve “netice uğruna her anını bitirmek” arasında bir yerdedir. Sahiden bu kadar önemli mi netice almak? Ya da alamamak… “İnsan bazen de yaptığı işlerin neticesini görmek istiyor canım” diyeceksiniz biliyorum. Haklısınız. Ama ben de diyorum ki, o neticeyi yeni bir başlamaya bağlamadı mı, insanın hayatı sönmez mi?

Aslında böyle düşündüğümüzde, başladığımız herhangi bir iş neticesiz kalmış oluyor mu? Yeni bir başlangıca sebep olduğu sürece hepsinin bir neticesi vardır. Ve her zaman yeni bir başlangıca sebep olur. Eğer görmek istediğimiz şey netice ise onu her zaman elde edemeyebiliriz. Fakat başlangıçlara odaklandığımız zaman hayatımız neticelerle, yani hikmetlerle dopdolu olur.

 

Peki öyleyse, başladığımız yerden devam edelim

Zaten hep başladığımız yerden devam eder hayat. Nereden, nasıl başladıysak öyledir. Belki de bu nedenle güne namazla başlamak emredilmiştir bize. Ya da gün içinde yaşayacağımız değişik hâllerin başlangıcında hep namaz vardır. Mesela akşam namazını güneşin battığı, yani günün bittiği vakitte kılarız. Ama bu vakit esasında geceye başlangıcın vakti değil midir? Bütün gün meşgul olunan işlerin muhasebesini görmenin, tıpkı o gün gibi geride bıraktıklarımızın hayâlini kurmanın, bir sonraki gün bizi nelerin beklediğinin planını yapmanın başlangıcıdır. Bu başlangıcı namazla yapmak, insana müthiş bir emniyet verir. Burada insana emniyet veren namazın mânâsı; yani insanın kendi acizliğini ve fanîliğini görmesiyle, sonsuz güç ve kudret, merhamet ve ikram Sahibi Olan’a sığınmasıdır. Huzurlu bir başlangıç, huzurlu başka bir başlangıcı getirir ve bu böyle sürüp gider. Sonsuzluğa inanan insanlar için bu böyle olmalı değil midir? Daha doğrusu sonsuzluk zaten bir şeyin hiç bitmemesi, sonunun olmaması değil midir? Cennet ehli dahi orada kendilerine verilecek rızıklar için “Bu daha önce yediğimizdendir” yorumunda bulunurlar. Bunun bir mânâsını, “Cennet’te verilen nimetlerin hemen arkasından yineleneceği” şeklinde açıklayanlar olmuştur. Belki de Cennet lezzeti dediğimiz şey bundan ibarettir. Elde ettiğimiz nimet ve güzelliğin asla bitmediğini görmenin tâ kendisidir. O zaman bu yinelenmeyi dünyada da görebilmek insana Cennet’te gibi bir huzur bahşetmez mi?

İşte bu yüzden hayatı başlangıçlardan ibaret olarak görmeyi seviyorum ben. “Bitti” demektense, “Acaba şimdi ne başlayacak?” demeyi yeğliyorum. Hatta şimdi düşündüm de, kim dediyse aslında çok doğru demiş. Başlamak bitirmenin yarısıdır, diğer yarısı da yeniden başlamaktır.

 

 

Psk. Ayşenur Aydoğdu
aydogdu.aysenur@gmail.com

(43)

YORUM YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir