Stres Yönetimi

Selamünaleyküm Keçeli. Bu ay kitaplığımızda Yrd. Doç. Dr. Kenan Taştan’ın “Stres Yönetimi” kitabı var. Kitabın ismi bile insanın ilgisini çekiyor değil mi?

Peki, sence stres bir zorunluluk mu, yoksa bir tercih midir? “Stres tercih edilir mi hiç! Hayatımız boyunca yarış atı gibi koşturuluyor, buna mecbur bırakılıyoruz” dediğini duyar gibiyim. Bu kitabı okuduğunda Keçeli, işin aslının öyle olmadığını göreceksin. “Beğenmiyorsan değiştir, değiştiremiyorsan bakış açını değiştir, ama şikâyet etme” diyor Kenan Taştan. Ne güzel, ne doğru söylüyor, sence de öyle değil mi?

Stres, hayatımızın her evresinde yaşadığımız bir hâl. Hele ki bizim çağlarımızda. Bir yandan okul ve sınav maratonları, bir yandan anne-baba ve arkadaş ilişkilerimiz, bir yandan… İşimiz zor be Keçeli. O hâlde işimizi biraz olsun kolaylaştırmak için, kendimizi tahlil ede ede, sindire sindire okuyalım bu kitabı.

Kitabın genel teması, isminden de anlaşılacağı üzere, ne yaparsak yapalım hayatımızdan bir türlü çıkaramadığımız (aslında çıkarmak zorunda da olmadığımız) stresi, “kendin olmak” mayasıyla yoğurup, o hamurdan ekmek yapmak, yönünü hayra çevirmek üzerine. Çünkü fıtrata yerleştirilen hiçbir şey, yok etmemiz için verilmemiştir bize.

Şu an içinden “İyi de bunu zaten biliyoruz, bize bilmediğimiz şeyler söyle” diyorsun sanki. Evet Keçeli, sana bildiğimiz şeyleri söyleyeceğim. Bildiğimiz, ama bir türlü pratiğe dökemediğimiz şeyleri.

Biliyoruz ki, Yaratıcımızın bir şeyi yaratmadaki maksadı hayır ve güzelliktir. Eğer bir şey yaratılmışsa muhakkak bir hikmeti vardır. Çünkü yine biliyoruz ki: “Her şey ya bizzat güzeldir, ya da neticeleri itibari ile güzeldir.” Yazarımız Taştan da bu mânâyı kitabın her sayfasına işlemiş.

Bu kitap bizlere neyi öğretiyor biliyor musun? Yükünü gemiye bırakmayı…

Kitabın içerisinde, kişisel ve sosyal hayatımızda işimize çok yarayacak püf noktalar bulunuyor. Bu püf noktalar, umum için küçük adımlar olabilir belki, ama senin hayatında büyük ve güzel meyveler verecek nitelikte olabilir Keçeli. “İnsanlık için küçük, ama benim için büyük bir adım” derler ya, hah ondan işte. Zaten ihtiyacımız olan da iyi gelecek dokunuşlar değil mi?

Şimdi diyeceksin ki, nasıl bu kadar emin konuşuyorsun? O hâlde sana bir itirafta bulunayım. Bu kitabı okuduktan sonra hayatımın en rahat sınav haftasını geçirdim.

Bu kitap aynı zamanda kendini tanımanda da sana yardımcı olacak. Çoğu zaman en büyük problemimiz bu değil mi? Kendimizi tanımamak, bilmemek…

“Bardağın dolu tarafını” görmeyi hatırlatıyor bize yazar. Mesela, vize almak için konsoloslukta randevun vardır. Sabahın nurunda uyanıp, bir sürü zorlukları aşıp gidersin konsolosluğa. Aaa, o da ne? Meğerse randevun bir sonraki aymış! İşte bu kitap şunu söylemeyi öğretiyor insana: Neyse en azından bir önceki ay değilmiş randevum, o zaman ne yapardım!

Yeni Asya Neşriyat’tan çıkan kitabın yalın, anlaşılır, akıcı bir dili var. Yani yazar, afili cümleler kurayım diye beyin yakmamış. Söylemek istediğini bam bam bam söylemiş.

Aynı zamanda yazar, küçük hikâyeciklerle bazı meseleleri akla yaklaştırmış ve sohbet havasında götürmüş kitabı. Hikâyelerin birinde muhakkak kendini göreceksin.

Kitapta, konuyla ilgili yapılmış anket ve araştırmalara da yer verilmiş. Ha bir de kitabın içinde stres seviyeni anlayabileceğin bir test var. Çöz bakalım testi! Acaba sen ne kadar stresli bir insansın?

Kitabın son bölümünde huzur ve mutluluğu yakalayabilmenin en kestirme 5 yolunu söylüyor bizlere. Şimdi çok merak ettin bu 5 yolu biliyorum, ama elbette söylemeyeceğim. O kadar tanıtıyoruz kitabı, açıp oku bi zahmet.

Tamam tamam, çok da insafsız olmayacağım Keçeli. Mutluluk ve huzurun en kestirme 5 yolunu söylemeyeceğim, ama kitaptan başka bölümlerle baş başa bırakacağım seni. Haydi selametle kal, ben yeni kitabıma başlamaya gidiyorum…

Altını çizdiklerim

“Bazen sadece bardağa odaklanarak, Yaradan’ın sunduğu kahvenin tadını çıkarmayı unutuyoruz. Kahvenizin tadına varın! En mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip değildirler. Sadece her şeyin en iyi şekilde tadını çıkartanlardır.”

“Bir öğrenci düşünün sınava hazırlanan. Gireceği sınav için, ‘Bu sınavı kazanmak zorundayım, bu işi yapmak zorundayım’ yerine ‘Bu sınavı kazanmak istiyorum, bu işi yapmak istiyorum’ şeklinde düşünmesi, o öğrenciyi çok daha rahatlatacaktır. ‘Bu sınavı kazanmak zorundayım’da dizginler başkasının elindedir. Oysa ‘Bu sınavı kazanmak istiyorum’da dizginler bendedir.”

“Bir genç kız evde otururken hüngür hüngür ağlıyormuş. Evdekiler sormuşlar: Ne oldu, niye ağlıyorsun?” Kız cevap vermiş: Ben ağlamayayım da kim ağlasın? Ya şimdi canım dışarı çıkmak isterse, karşıma bir delikanlı çıkarsa ve onu seversem, o da beni severse ve ailesi beni istemeye gelirse, evlenirsek, çocuğumuz olursa, çocuğumuz büyürse ve birileri bahçeye kuyu kazarsa ve sonra çocuğumuz oynamak için bahçeye çıkarsa ve kuyuya düşüp ölürse ben ne yaparım, diye ağlıyorum!”

(Okuyunca çok saçma ve komik geldi değil mi Keçeli! Düşünelim peki, bazen biz de aynı şeyi yapmıyor muyuz?)

“Stres insanın kendiyle yaptığı iç diyalog sürecinde başlayan bir durumdur. Olumlu diyaloğu alışkanlık haline getirmemiz, stresi yenmenin püf noktasıdır.”

“İyi ve Kötü’nün yüzü aynıdır. Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır.”

BENZER KONUDA MAKALELER:

Yakınlık Esselamunaleyküm Sevgili Keçeliler! Nasılsınız görüşmeyeli? Gördüğüm kadarıyla iyisiniz maaşallah. Rabbim iyilik güzellik versin. Nerden mi biliyorum iyi olduğunuzu? Sizden aldığım maillerden, güzel geri dönüşlerden tabiî ki. Okuyan insan kötü olu...
Duygu Keşifleri “Hayat, hiçbir zaman ve hiçbir kimse için düz bir yol olmamıştır. Önüne çıkan her bir tümsekte hayata dair algılaman da değişir. Bütün kalıplarını tekrar oluşturursun. Hayat, işte budur dediğin her cümlede, atladığın her tümsekte değişir. Geldiğin he...
Dünyanın en süper marketi: Dedemin Bakkalı “Çocukların yetişkinlerle iletişimde dikkat etmesi gereken hassas konular bu kitapta. Tam on madde. Oku ve dikkat et… Sana bir sır vereyim: Yetişkinler... Her yerdeler…” Şermin Yaşar (Çarkacı)'ın dedesinin bakkalında çıraklık yaptığı yıllarınd...
Bırakma Kendini “İnsanız. Ten kafesinde yaşıyoruz. Bilinmezliklerle dolu bir hayatta var olmaya çalışıyoruz. Bedenimiz zayıf, algımız kısıtlı, güçlerimiz sınırlı. Bazen yorgun, bazen bıkkın, bazen sıkılgan oluyoruz. Bazen alıngan, bazen kırılgan, bazen de somurtkan ...
Farklı hayat hikâyelerini buluşturan karayolunda b... Pek sevgili, çokça okuyan, okudukça hayreti artan kitaplık okuyucuları! Bu soğuk havalarda içinizi ısıtacak sımsıcacık bir kitap önerim var size. Mustafa Kutlu'nun kaleminden Mavi Kuş... Kuş dedimse havada uçan kuştan bahsetmiyorum, Deli Kenan'ın mav...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*