Beklemek, beklenenle alâkası olmayan bir eylemdir!

Kapı durmadan açılıyor
Her açılışında bir rüzgâr gözlerime
Gözlerime rüzgâr doluyor
Gözlerim utanmasa kendinden dolacak
*
Her mümkün yaşanabilirlik seviyesinde olduğu şartlarda,
Ben bu nefesleri alıp alıp verdiğim müddetçe
Nefes almak bana iş
Bana vazife
Şikâyet etmek olmaz alıp vermekten
Şüphe yok ki vere vere biteceğinden
Sonu erkene çekmeye çalışmak madem nafile;
Yaşamak lâzım iyice
İyice yaşamak!
Ve sevgili kendim
Öğrenmiş olmalısın
Yaşamak değildir sadece gülmek
Hani, neydi
Yaşamak, yavaş yavaş ölmek
Bu da fazla arabesk geldiyse şayet
Şöyle diyelim biz kendi lügatımızca;
Nasıl diyelim?
Nasıl diyelim biz bunu sevgili kendim!
Söylenmez ki öyle
Yaşamak, yaşanılandır işte!
Ve her şey bir gün, aslına rücû eder
Her şey aslına rücû eder
Her şey aslına…
Hikâyemiz bittiğinde
Her şey ve herkes kendine döner
Biz bunu yaşamadan

Nasıl diyelim…

En iyisi mi
Elimizi duaya
Göğsümüzü rûzigâra açıp biz
—Bekleyelim.
—Evet evet biz, bekleyelim
Belki bir hayat gelip geçer içimizden
Olur da anlamlanır bekleyişimiz
Belki makbul bir şeydir böyle koşulsuz teslim olmak
Belki öperler alnımızdan
Bu hikâyenin en güzel bekleyeni olduğumuz için
Bu konuda yazdığımız mersiyelerin binbeşyüzüncüsü olabilir evet
Ama bunu bu şekliyle ilk söyleyişim;
“Beklemek, beklenenle alâkası olmayan bir eylemdir.”
Evet evet eminim.
Beklemek böyle bir şeydir
*
Ve kapı bir kere daha açıldı
İçimden biri
Sevinçle koştu
Kalbimdeki yenik serçeyi hıçkırık tutmuş olabilirdi
Sonra geçti
Sade birkaç kanat çırptı ve geçti
Serçe birden pervaneleşti

Biraz sonra, bir çocuk geldi
Ve serçe kafesine girdi
Ama vazgeçmedi,
Söz verdi
Sevmek temiz
Sevmek günahsız
Sevmek zararsız
Sevilmeye lâyık bir şeyler bulduğu sürece
Durup dinlenip sevecek
Gelip gidip sevecekti
(Bu serçenin sevme özgürlüğü mecburi bir durum.
Çünkü serçeler avucumuzu fazla sıkarsak ölür…)
Serçe ve çocuk
Bu konuda hemfikir değillerdi
Çocuk kararlı, çocuk haklı.
Biz de ona hak veriyoruz
Serçe de hak veriyor
Evet serçe ölmesindi ama
Bir çocuk da emin ellerde olmalıydı.
Biraz serçenin kanadı kırılacak
Biraz çocuk korkacak
Acılar eşitlenecekti böyle böyle…
Çünkü herkes gidince,
Enkazını birlikte ayıklayacaklardı gidenlerin
*
“Çiçeklerin içinden geçerken mis kokularını içine çekmek, çiçekleri senin yapmaz” diyor, hiç meşhur olmayan bir kimse.

BENZER KONUDA MAKALELER:

Mürekkepler ve kalemler Mürekkepli kalemler Umudu olanların mavi Acısı olanların siyah Bir kuşun kanadında yazıyorlar Aruz hece bilmeden Yazıyorlar efendim Duygularını Menfaatlerini Biraz da kendini Mürekkepler ve kalemler Mürekkepli kalemler Hiç bitmiyorlar T...
Sırr-kadim Bazen öyle şeyler gelir ki aklınıza Belki de hayâliniz ulaşmıyordur Bir boş sayfa olsa da Bir not tutsam şuraya dersiniz Kalbinizin kelâmını Satır aralarına işlemek istersiniz Ve sanki yaralı bir şehirdesiniz Ya da siz yaralı bir...
Sana hasret Sana hasret bir Nisan akşamında Araladığım bütün perdeler Bütün pencereler Bütün kapılar Seni beklemekte… Adını anmaya lâyık olmayan Kör topal bir dille huzurundayım Seni bulamamış olmanın sarhoşluğuyla Aşkına susamış biçareyi...
Fütuhat Tulu’ ediyor Şems-i İslâm umum sath-ı arza, İlm-i ezelîden gelmiş, kimin haddi var ki söndüre, Değil birkaç bedbaht ehl-i dünya, Gösterin, ne hâtime çekecek bu cemaat-i azîmeye?   Tâ 14 asır evvel dâll kesen seyf-i Zülfikar, As...
Risale-i Nur Söyle Üstadım söyle, ne güzel sözler böyle Vallah sanki yoğrulmuş, misk ile anber ile Kalblere şifadır, dertlere devadır Vallah billah her derde derman-u şifadır İmam-ı Ali söylüyor Kur'ân tasdik ediyor Asırlar ötesinden Gavs-ı Azam h...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*