Âlem-i İslâma indirilen darbelerin en evvel kalbime indiğini hissediyorum

Bir adamın kıymeti, himmeti nisbetindedir.
Kimin himmeti milleti ise, o kimse tek başıyla küçük bir millettir.

Ben kendi elemlerime tahammül ettim fakat ehl-i İslâmın eleminden gelen teellümat beni ezdi. Âlem-i İslâma indirilen darbelerin en evvel kalbime indiğini hissediyorum. Onun için bu kadar ezildim. Fakat bir ışık görüyorum ki o elemlerimi unutturacak inşaallah.

S. Nursî Tarihçe-i Hayatı, Y.Asya Neşriyat-2018, s. 149

***

Bana, ‘Sen şuna buna niçin sataştın?’ diyorlar. Farkında değilim. Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de, ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hâdise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler!..

Beni, nefsini kurtarmayı düşünen hodgâm bir adam mı zannediyorlar? Ben, cemiyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, ahiretimi de. (…) Gözümde ne Cennet sevdası var ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur’ân’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa Cenneti de istemem, orası da bana zindan olur. Milletimizin imanını selâmette görürsem Cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken gönlüm gül gülistan olur.

S. Nursî Tarihçe-i Hayatı, Y.Asya Neşriyat-2018, s. 644-45

***

“Kimin himmeti yalnız nefsi ise, o insan değil”

Hem o ecnebîlerin, bizden aldıkları fikr-i mil­l­iyetle, bir ferdi bir millet gibi kıymet alıyor. Çünkü bir adamın kıymeti, himmeti nisbetindedir. Kimin himmeti milleti ise, o kimse tek başıyla küçük bir millettir.

Bazılarımızdaki dikkatsizlikten ve ecnebîlerin zararlı seciyelerini almamızdan, kuvvetli ve kudsî İslâmî milliyetimizle beraber herkes “Nefsî, nefsî” demekle ve milletin menfaatini düşünmemekle, menfaat-i şahsiyesini düşünmekle, bin adam bir adam hükmüne sukut eder.

مَنْ كَانَ هِمَّتُهُ نَفْسَهُ فَلَيْسَ مِنَ الْاِنْسَانِ لِاَنَّهُ مَدَنِىٌّ بِالطَّبْعِ

Yani: “Kimin himmeti yalnız nefsi ise, o insan değil. Çünkü insanın fıtratı medenîdir. Ebna-i cinsini mülâhazaya mecburdur. Hayat-ı içtimaiye ile hayat-ı şahsiyesi devam edebilir.”

Meselâ, bir ekmeği yese, kaç ellere muhtaç ve ona mukabil o elleri manen öptüğünü; ve giydiği libasla kaç fabrikayla alâkadar olduğunu kıyas ediniz. Hayvan gibi, bir postla yaşayamadığından, ebna-i cinsiyle fıtraten alâkadar olduğundan ve onlara manevî bir fiyat vermeye mecbur bulunduğundan, fıtratıyla medeniyetperverdir. Menfaat-i şahsiyesine hasr-ı nazar eden, insanlıktan çıkar, masum olmayan cani bir hayvan olur. Bir şey elinden gelmese, hakikî özrü olsa, o müstesna!

Eski Said Dönemi Eserleri, Hutbe-i Şamiye, Yeni Asya Neşriyat-2018, s. 256

LUGATÇE:

ebna-i cins: aynı cinsten olanlar.

ecnebî: yabancı, başka milletten ve devletten olan kimse.

fıtraten: yaratılışça, yaratılış yönüyle.

himmet: çalışma, çabalama, ciddî ve samimî gayret.

hodgâm: kendi keyfini düşünen, bencil.

libas: elbise.

seciye: tabiat, tıynet, karakter.

teellümat: teellümler, elem, keder, acı duymalar.

BENZER KONUDA MAKALELER:

Cumhuriyet, adalet ve meşverettir Cumhuriyet ki, adalet ve meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvetten ibarettir. Eskişehir Mahkemesinde gizli kalmış ve resmen zabta geçmemiş ve müdafaatımda dahi yazılmamış bir eski hatırayı ve latif bir kıssa-i müdafaayı beyan ediyorum: Orada benden...
Hak haktır, küçüğüne büyüğüne bakılmaz Cenab-ı Hakkın nazar-ı merhametinde, hak haktır; küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Küçük, büyük için iptal edilmez. Adalet-i mahza ile adalet-i izafiyenin izahı şudur ki: 1مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ اَوْ فَسَادٍ فِى الْاَرْضِ فَكَاَنَّمَا قَ...
Hak ve hakikat, nebîler elindedir "Bilbedahe, hak ve hakikat, nübüvvet içindedir ve nebîler elindedir. Dalâlet, şer ve hasaret, onun muhalifindedir." DOKUZUNCU NOTA Bil ki nev-i beşerde nübüvvet, beşerdeki hayır ve kemalâtın fezlekesi ve esasıdır. Din-i Hak, saadetin fihristesi...
Kimin için Allah var, ona her şey var “Kimin için Allah var, ona her şey var ve kimin için yoksa, her şey ona yoktur, hiçtir.” Evet, madem Allah var ve ilmi ihâta eder; elbette adem, idam, hiçlik, mahv, fenâ, hakikat noktasında ehl-i imanın dünyasında yoktur. Ve kâfirlerin dünyaları ad...
Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân kâinatı ok... Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur'ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Altıncı Nükte Ramazan-ı Şerifin sıyamı, Kur'ân-ı Hakîm’in nüzulüne baktığı cihetle ve Ramazan-ı Şerif Kur'ân-ı Hakîm’in en mühim zaman-ı nüzulü olduğu cihet...
Bediüzzaman Said Nursî
Bediüzzaman Said Nursî hakkında 38 makale
Kur’an’ı çağa tefsir ederek, “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, bu dünyadaki vazifem nedir?” sorularına cevaplar sunan, “iman-ı tahkiki”, “ahlâk” ve “istikamet” rehberi Risale-i Nur Külliyatı’nın müellifi.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*