Uyku ve uykusuzluk; etkiler ve tefekkürler

“O’nu ne bir uyuklama tutar ne de bir uyku.” (Bakara, 255) âyet-i kerîmesinden çıktığımız tefekkürle geldiğimiz yer, uykunun acz kavramını ne kadar güzel açıkladığı. Çünkü uyku, kısıtlı tercih edebilme kapasitemizin etkisiz kaldığı nokta. Yemeyeceğim, içmeyeceğim deyip ölene kadar aç ve susuz kalmak mümkün. Fakat uyumayacağım deyip de uyumadan kalmak mümkün değil. Uyku, kahveyle ya da sporla ertelenebilse de en sonunda dayanamayıp uykuya dalıyor insan. En uç uykusuzluk durumunda bile bayılmak suretiyle uykuya geçiş yapılıyor. Kayıtlarda, sadece uykusuzluğun sebep olduğu bir ölüm yok.

Uykunun bedeni dinlendirmek için olduğu bilinse de yapılan araştırmalar gösteriyor ki, uykunun bundan çok daha önemli bir fonksiyonu var. Anıları birleştirmek ve sağlamlaştırmak (memory consolidation). Böylece yeni öğrenilen bilgiler hafızaya aktarılıyor. Aynı zamanda, uyanık olduğumuz süreçte beyinde atıklar birikiyor. Bu atıklar da ancak uyku ile temizlenebiliyor.

Diyelim ki uzun süre uykusuz kaldık. Bunun bize etkisi ne olacak?

Fiziksel olarak, kan basıncındaki artış en belirgin etki. Ve bu kalp hastalıklarına yol açabiliyor. Zihinsel olarak ise, düşünme kabiliyetinin zayıfladığı görülüyor. Uyku laboratuvarlarında yapılan çalışmalar, uykusuzluğun bir borç gibi tutulduğunu gösteriyor. Yani, uzun süre uykusuz kalındığında açığı kapatmak için daha çok uyunuyor ve derin uyku denilen süreçte daha çok vakit geçiriliyor. Böylece beyindeki uyku açığı kapatılmaya çalışılıyor. Ve borç ödeniyor -en azından bir kısmı-.

Özetle; uyku, hayatımızı sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmemiz için verilmiş bir nimet. Hatta karşı konulamayan bir nimet. “Küçük dağları ben yarattım” zihniyetinde olanların bile aciz kaldığı bu noktada Yaratıcının kudretini ve yaratılmışların acziyetini daha iyi anlıyoruz.

Not: Kişide açtığı (ve açabileceği) ciddi hasarlar sebebiyle, 1978’de kırılan 18 günlük Guinness uykusuzluk rekorunun ardından bir karar alınıyor. Uykusuzluk artık bir başarı olarak değerlendirilmiyor ve rekorlar kitabına alınmıyor.

BENZER KONUDA MAKALELER:

Robotları programlamak değil, öğrenebilen robotlar... Yapay zekâ, robotik, makine öğrenmesi konuları şu sıralar oldukça konuşuluyor. Ben de gelişimsel robotikle ilgilenmeye başladıktan sonra aklıma birçok soru takıldı ve dedim ki; “Neden bu soruları Keçeli'lere de sormayayım?” Nedir gelişimsel roboti...
Beyninin yerinde koca bir boşluk olan adam İlgili olanlarınız bilecektir ki, beyinle ilgili yapılan bütün çalışmalar biraz eksik. Çünkü bilim tarafından hâlâ sınırları çizilememiş, fonksiyonları tam olarak ortaya konulamamış bölgeler var beyinde. Hem araştırma için kullanılacak materyaller...
Beyin hücreleri yenilenir mi? (Yazıda bulunan avam tabirlerim için tüm bilim dünyasından özür diliyorum.) Benim çocukken öğrendiğim, ama geçmişi yaklaşık 100 yıla dayanan bir bilgi var: Beyin hücreleri yenilenmez. Bu bilgiye göre; beynimizdeki hücrelerin hepsi doğuştan gelir, ...
Ekmekten de soru mu olurmuş? Bak ne anlatacağım sana bu ay Keçeli! Geçen gün akşamüzeri ekmek almak için fırına gittim. Fırıncıya, —Bana iki tane pişmiş ekmek verir misiniz? Dedim. Önce şaşırdı. Sonra duraksadı ve cevapladı: —Hamur satmıyoruz ya kızım, bak hepsi p...
Neden hayatımın ilk birkaç yılını hatırlayamıyorum... İlk gözyaşımızı, ilk adımımızı, ilk sözcüğümüzü hatırlasak ne güzel olurdu değil mi? Kendimizle ilgili bilgileri başkalarından öğrenmemize gerek kalmaz; İlk kime güldüğümüzü, çıkan ilk dişimizle kimi ısırdığımızı hatırlar gülerdik. Ama hatırlayamıyor...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*