Ramazan orucu, kula “kul olduğunu” bildirir

Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya
nefsin firavunluk cephesinedarbe vurur kırar;
aczini, zaafını, fakrını gösterir, abd olduğunu bildirir.

Birinci Nükte

Ramazan-ı Şerifteki savm, İslâmiyetin erkân-ı hamsesinin birincilerindendir. Hem şeair-i İslâmiyenin a’zamlarındandır. İşte Ramazan-ı Şerifteki orucun çok hikmetleri, hem Cenab-ı Hakkın rububiyetine, hem insanın hayat-ı içtimaiyesine, hem hayat-ı şahsiyesine, hem nefsin terbiyesine, hem niam-ı İlâhiyenin şükrüne bakar hikmetleri var.

[…]

Dördüncü Nükte

Ramazan-ı Şerifteki oruç, nefsin terbiyesine baktığı cihetindeki çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:

Nefis, kendini hür ve serbest ister ve öyle telâkki eder. Hatta mevhum bir rububiyet ve keyfemayeşa hareketi, fıtrî olarak arzu eder. Hadsiz nimetlerle terbiye olunduğunu düşünmek istemiyor. Hususan dünyada servet ve iktidarı da varsa, gaflet dahi yardım etmiş ise bütün bütün gàsıbâne, hırsızcasına, nimet-i İlâhiyeyi hayvan gibi yutar.

İşte Ramazan-ı Şerifte, en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki kendisi malik değil, memlûktür; hür değil, abddir. Emir olunmazsa en adi ve en rahat şeyi de yapamaz, elini suya uzatamaz diye mevhum rububiyeti kırılır, ubudiyeti takınır, hakikî vazifesi olan şükre girer.

[…]

Dokuzuncu Nükte

Ramazan-ı Şerifin orucu, doğrudan doğruya nefsin mevhum rububiyetini kırmak ve aczini göstermekle ubudiyetini bildirmek cihetindeki hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:

Nefis, Rabbisini tanımak istemiyor; firavunâne, kendi rububiyet istiyor. Ne kadar azaplar çektirilse o damar onda kalır. Fakat açlıkla o damarı kırılır. İşte Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur kırar; aczini, zaafını, fakrını gösterir, abd olduğunu bildirir.

Hadisin rivayetlerinde vardır ki:

Cenab-ı Hak nefse demiş ki: “Ben neyim, sen nesin?”

Nefis demiş: “Ben benim, sen sensin!”

Azap vermiş, Cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: “Ene ene, ente ente!” Hangi nevi azabı vermiş, enaniyetten vazgeçmemiş.

Sonra açlık ile azap vermiş, yani aç bırakmış. Yine sormuş: “Men ene vemâ ente?” [Ben kimim, sen kimsin?]

Nefis demiş:

اَنْتَ رَبِّىَ الرَّح۪يمُ وَ اَنَا عَبْدُكَ الْعَاجِزُ

Yani “Sen benim Rabb-i Rahîm’imsin; ben senin âciz bir abdinim.”

Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektubun İkinci Kısmı, Yeni Asya Neşriyat, 2018, s. 470-477

 

LUGATÇE:

abd: kul.

erkân-ı hamse: İslamın beş şartı.

ene ene, ente ente: ben benim, sen sensin.

mevhum: vehmî, gerçekte olmadığı halde gerçekmiş gibi telakki edilen, zannedilen, kuruntu.

rububiyet: rablık, terbiye edicilik.

savm: oruç.

şeair-i İslâmiye: İslamın sembolleri.

ubudiyet: kulluk.

BENZER KONUDA MAKALELER:

Ahiret ticaretinin kudsî pazarı Üç Aylar Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerif’te yüzden geçer, Şaban-ı Muazzam’da üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarek’te bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadir’de otuz bine çıkar. Aziz, Sıddık Kardeşlerim! Bugü...
Ebedî bir gençlik sizi bekliyor Merak etmeyiniz! Sizin ebedî bir gençliğiniz var, gelecek. Ve parlak bir hayat ve nihayetsiz bir ömür sizi bekliyor. Nev-i insanın dörtten birini teşkil eden çocuklar, ahiret imanıyla insanca yaşayabilirler ve insaniyetin istidadlarını taşıyabilirl...
Helâl Dairesi Geniştir, Keyfe Kâfi Gelir Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur. Feraiz-i İlâhiye ise hafiftir, azdır. Allah’a abd ve asker olmak öyle lezzetli bir şereftir ki, tarif edilmez.   “Madem her şey elimizden çıkacak, fânî olup kaybol...
İman İnsanı “İnsan” Eder İman, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi iman ve duadır. İman, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi iman ve duadır. Küfür, insanı gayet âciz bir canavar hay...
Bu Asır, Dünya Hayatını Ehl-i İslâm’a da Bil... Bu asır, hayat-ı dünyeviyeyi hayat-ı uhreviyeye, ehl-i İslâm’a da bilerek, severek tercih ettirdi. Hem, bin üç yüz otuz dört tarihinden başlayıp, öyle bir rejim ehl-i İslâm içine de sokuldu.   Bu acib asrın hayat-ı dünyeviyeyi ağırlaşt...
Bediüzzaman Said Nursî
Bediüzzaman Said Nursî hakkında 32 makale
Kur’an’ı çağa tefsir ederek, “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, bu dünyadaki vazifem nedir?” sorularına cevaplar sunan, “iman-ı tahkiki”, “ahlâk” ve “istikamet” rehberi Risale-i Nur Külliyatı’nın müellifi.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*