İntibah yazıları – 1

Şiire benzemez, fakat şiirdirler

Çoğu zaman
Tek istediğimiz aslında
Biraz mola!
Ruhumuza takılan o ince püsküller
Varlığından haberdar olduğunda artık yokmuş gibi davranamayacağın
O hassas teraziler var ya
O kıvılcımların sönmemesi için
Bu dünya fazlaca kaba!
Sonunu beklerken dünyanın
Ve hayatın başlangıcını
Desin ki birisi
“Üzülme!
Dünya iyi bir bekleme salonudur aslında
En azından bir kahve içmeye değer”
Ve susup bekleyelim
Güzelce bekleyelim
İşte bu kadar…

“Bekânın gerçekliği”
Başka bir diyar var
Can u gönülden inanıyorum varlığına
Fakat neden!

Neden bu yaşadığım ânı oradan daha gerçek zannediyorum?
Ya da daha gerçekmişçesine davranıyorum
Hâlbuki
Bu aklımla
Bu canımla
Bu bedenimle orada var olacağım!
Ben yine ben olarak bekâyı tadacağım
Yarım kalanları orada tamamlayacağım
O son bölümünü bir türlü okuyamadığım kitabı bile
İstersem orada tamamlayacağım
Bir şehirden bir şehre geçer gibi…
Bir şeyler değişecek fakat
Ben yine aynı benliğimle var olacağım
Arzularım olacak yine
Ümitlerim olacak
Ve heyecanlarım…
Kalbimi yine muhabbetle taşıran anlar olacak
Gülmekten yorulmalarım…
Ulvî hazlar, küçüklü büyüklü sevinçlerim olacak
“Ebed! Ebed” diye her seher titreyen kalbim, ebedî varlığa kavuşaca
Düşüncemi aşan daha nice varlık ve bekâ nimetlerinden tattıracak kerem Sahibi
Bunların hiçbirisi hayâl değiller hepsi Rabbimizin vaad ettigi gerçeklikler

Hani diyor ya Büyük Üstad “hayale, faraza hiç lüzûm yok” diye
Hayâl görüp gerçekleşme ihtimalini zihnimizde ötelemeyelim
Bekâyı en az şu “an” kadar
Şimdi oturduğumuz “mekân” kadar hissedelim diye…

Ve dünya bizi darladığında, boğazımız sıkılıyormuşçasına of of deyip
Camdan duvarları aşmaya çalışmak yerine
Gelmesi muhakkak olan ve kucağı varlık nimetleriyle dolu olan
Ebedî istirahatgâhımızı hatırlayalım diye…

Her neyin yoksunluğu acıtıyorsa kalbimizi bu gurbet diyarında
Onun da var olduğu bir diyar var!
Ve misafirlerine muntazır
Hazır ve şu anda var
Biraz sakin olalım
Bu kadar büyütmeyelim dünyayı gözümüzde…

Yol üstünde
Bir ağaç gölgeliği değil midir
Şu durduğumuz yer
En nihayetinde…

BENZER KONUDA MAKALELER:

Muhabbet bir “değişken” midir? “Gözlemden gözleme farklı durum ya da değer alan niteliklere değişken denir” diye ifade ediliyor değişkenin kitabî tanımında. Bu kavramı her ne kadar bilimsel araştırmalar için kullansak da benim zihnimde farklı bir tefekkür penceresi açılmasına vesi...
Kalbime duyurulur! Çam kozalağı kadar kalp Ne kadar canı olacak Muhabbet yükü ağır olur derler lâkin Kaldıramadığı şey muhabbet değildir kalbin Söz konusu sevmekse, koca dünyayı bir damlaya sığdırır zira Fakat bu sıkletli hâller, bu saç telleri İncitir, ok gibi b...
Masumiyet mi tecrübe mi? Selamlar! Yeni senemizin ilk ayında vermiş olduğum kısa bir moladan sonra, yeniden kalemi elime alma vakti… Bu ay sizlere, tanıştığımdan beri fikir dünyamı zenginleştiren, insanın iç dünyasını epey sorgulamama sebebiyet veren bir şairden ve onun b...
Dönemimizin “Zihniyeti” Üzerine En sevdiğim mevsimi en sevdiğim şehirde yaşarken, İstanbul'un güzelim semtlerinde dolaşırken, yolumu uzattığını bildiğim hâlde Eminönü'ndeki yeni vapurlara inat eski Karaköy vapurlarına binerken hayâlime gelen şeyleri niçin yazıya dökmüyorum, dedim b...
Sheakspeare, Bana Beni Anlatıyor “Artmasını isteriz en güzel varlıkların Güzelliğin gül yüzü solmasın diye asla” Diye başlar asırlara damgasını vurmuş ünlü şair Sheakspeare'in sonelerinin ilki. Hepimizin oradan buradan, öyle veya böyle duyduğu bir isim, değil mi? Ünlü İngiliz şa...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*