Dosdoğru yolda dosdoğru olmak

Kâinatta en küçük ve en ehemmiyetsiz gibi görülen yaratıklar ve bunların vazifelerinde dahi çok büyük faydalar, çok büyük hikmetler mevcuttur. Kâinatın fıtratında ne aşırılık (ifrat), ne de herhangi bir gevşeklik (tefrit) bulunmaktadır.

Lakin insan ahlâkının bozulmasıyla, ifrat ve tefrite kaçılarak yapılanlar neticesinde, kâinattaki bu düzen bozulmaya yüz tutuyor. Bu bozulmaların kaynağı, kötü ahlâkın insanlar arasına yayılması ile olmaktadır. Ahlâktaki ifrat ve tefrit, kâinattaki istidatları bozuyor ve abesiyet devreye giriyor. Cenab-ı Hakk’ın Adl ismine münafî işler, ahlâk bozulmaları ile meydana geliyor.

Ahlâkı şekillendiren üç kuvvet

Kur’ân tefsiri Risale-i Nur’da geçtiği itibariyle, insana ahlâkını şekillendirmesi için üç kuvvet verilmiştir. Bu üç kuvvetin de üç mertebede kullanılış yöntemi vardır: İfrat, tefrit ve vasat. Birazdan sıralayacağımız bu üç kuvvetin doğru kullanılış şekli vasat mertebesidir. Bu kuvvetlerin sırat-ı müstakim (dosdoğru yol) üzerine kullanılması için ifrat ve tefritten kaçınmak gerekmektedir. İnsan bedeninde iskân edilen ruhun yaşayabilmesi ve insanın Adl ismine lâyık hareket etmesi için vasat mertebesine uyulması şarttır.

Birinci kuvvet, kuvve-i şeheviye: Yani şehvet, zevk kuvveti. Bu kuvvetin ifrat derecesi fücurdur. Haram-helal demeden, namusları ayakaltına alarak her türlü zevki işleyip hukukları ihlal etmektir. Tefrit derecesi humuddur. Yani ne harama, ne helale iştahı olmamak. Vasat derecesi ise iffettir. Helale şehvetin olması, harama olmamasıdır.

İkinci kuvvet, kuvve-i gadabiye: Yani cesaret kuvveti. Bu kuvvetin ifratı tehevvürdür. Kişi hiçbir şeyden korkmaz. Bütün istibdadlar, tahakkümler, zulümler bu mertebenin mahsulüdür. Tefriti cebanettir ki, kişi korkulmayacak şeylerden bile korkar. Vasat mertebesi ise şecaattir. Kişi, hak ve hukukunu korumak için canını feda eder. Ama meşru olmayan şeylere karışmaz.

Üçüncü kuvvet ise kuvve-i akliyedir: Akıl kuvveti. Bu kuvvetin ifrat derecesi cerbezedir. Hakkı batıl, batılı hak gösterir şekilde aldatıcı olmaktır. Tefrit derecesi ise gabavettir. Hiçbir şeyden haberi olmamaktır. Vasat, yani olması gereken mertebe ise hikmettir. Kişi hakkı hak bilir, yapışır; Batılı batıl bilir, kaçınır.

Vicdana tesir eden hukuk sistemi: Şeriat

Yazının devamına dergimizin Mayıs sayısından ulaşabilirsiniz…

BENZER KONUDA MAKALELER:

Doublethink ve tevhid-i kıble meselesi Benim her seferinde hayret ettiğim, size de tanıdık gelecek bir mevzudan bahsedeyim istiyorum. Ehl-i iman kimseler bir araya gelir; iman ve Kur'ân hakikatlerinin okunduğu, müzakere ve tahlil edildiği topluluklar oluşturulur. Bu müzakereler, nam-ı diğ...
Açlık sevdası “Yaz gardaşım: On Altıncı Misal: Başta Buharî, kütüb-ü sahiha -nakl-i kat’î ile- beyan ediyorlar ki: Hazret-i Ebu Hüreyre aç olmuş, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın arkasından gidip menzil-i saadete gitmişler. Bakarlar ki, bir kadeh süt oray...
Ahlâk ve etik Ahlâk ve etik kavramları, günümüzde davranışları iyilik-kötülük bazında yargılarken, değerlendirirken en çok kullandığımız kelimelerin başında gelir. Birçoğumuz bu kelimeleri kullanırken aralarındaki farklara pek de dikkat edemiyoruz. Peki, bu iki ke...
Aklı olmayanın ahlâkı da olmaz İman, akıl işidir. Hadîs-i şerifte de denildiği üzere, “Aklı olmayanın dini de yoktur.”1 Çünkü iman, ancak doğru ile yanlışı, hakikat ile hayâli, gerçek ile yalanı ayırt edebilecek olan idrak sahiplerinin işidir. Esas mahalli kalp olan imanda terakki...
Din ahlâkı veya kültür ahlâkı Başlık bu hâliyle pek bir şey ifade etmeyebilir, haklısınız. O zaman kavramları tanımlamakla başlayalım işe. Bir meyve ismi söyleyin desem, aklınıza ilk gelen meyve ne olur? Elma veya portakal demeniz, avokado veya papaya demenizden çok daha muhteme...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*