Nurlarla iştigalin ehemmiyeti, hizmette fedakârlık, sadakat…

“Ben kendimi istismar ettirmem!”

Yeni Asya Medya Grup Yönetim Kurulu üyesi, yazar Ali Vapurlu ile Zübeyir Gündüzalp’i konuştuk

Zübeyir Ağabey ile tanışmanız nasıl oldu?

Zübeyir Ağabey, İstanbul Kirazlı Mescid’de kalırken arada bir Ankara’ya misafir olarak gelir, Ulus 27’de dershanesinde Bayram Ağabey’e misafir olurdu. Biz de Zübeyir Ağabey veya diğer ağabeyler geldiğinde yanlarında durup istifade etmeye çalışırdık. 1969’da Dikimevi’nde Mustafa Türkmenoğlu Ağabey ile beraber kalıyorduk. Bir gün akşam Dışkapı Nur Dershanesi’nde ders vardı. Derse gitmeden önce kendi kaldığım dershanede Zübeyir Ağabey’in Afyon müdafaasını yüksek bir sesle ve şevkle okuyup derse öyle geçmiştim. Derstekiler genelde tanıdıktı, ama derste kemal-i edeple oturan hasta bir ağabey vardı. Merak ettim, yanımdaki ağabeye “Kimdir bu ağabey? Hasta hâli ile kim getirdi derse?” diye sordum. “O Zübeyir Ağabey’dir” cevabını alınca çok hayret ettim. Az önce okuduğum coşkulu müdafaadaki kahraman ağabeyi hiç böyle zayıf ve hasta hâlli tahayyül edemiyordum. Orada anladım ki; kahramanlığın ölçüleri farklıymış!

Derste konuya açıklık getirmek için arada Risale-i Nur’dan kısa cümleler söyleyince ve Üstad’dan hatıralar anlatınca tam kanaat getirdim ki o zat Zübeyir Ağabey’dir. Dersten sonra “Hoş geldiniz ağabeyim” deyip elini öptüm. İlk tanışmamız böyle güzel bir tevafuk ile oldu.

Birçok defa görüştünüz Zübeyir Ağabey ile. O zamanın gençleri olan sizlere ve sizin şahsınızda şimdi biz gençlere ne gibi tavsiyeleri oldu?

Hususî bir görüşmemizde kendisine “Zübeyir Ağabey bana bir tavsiyeniz var mı?” diye sorduğumda: “Kardeşim, istidatlarını ve kabiliyetlerini inkişaf ettirebilmek için Nurları bol bol oku” demişti.

Genel olarak yaptığı bütün tavsiyeleri ise Üstadın ve Risale-i Nur’un meslek ve meşrebine sadakat, fedakârlık ve dava şuuruna sahip olmak üzerine idi.

Bir defasında da Yeni Asya gazetesi başyazarı Mustafa Polat Ağabey’in cenazesindeydik. Zübeyir Ağabey o hasta hâli ile tabutu sürekli tutmak istiyordu. Cenaze çok kalabalıktı ve herkes tabutu taşımak peşindeydi. Bu arada cenaze taşınırken Zübeyir Ağabey de kendisini tanımayan kişiler tarafından bir hayli itilip kakılıyordu. Ben de bu durumu fark edince Zübeyir Ağabey’i Fatih Camii’nden Eyüp’e kadar iki kolumu açıp kollayarak götürdüm. Cenaze defninin ardından Kirazlı Mescid’e gelinceye kadar Mustafa Polat Ağabey’in davaya sadakatini ve askerlikteki kahramanlıklarını anlatarak bizlere de Nur’a böyle sadıkâne ve sarsılmadan bağlanmamızı, hiçbir hadisenin etkisinde kalmadan dava için ihlâs ve istikamet üzere fedakârlık yapmamız gerektiğini ifade etti.

Zübeyir Ağabey’in en çok öne çıkan hususiyeti sizce hangisi idi?

Kardeşim, Zübeyir Ağabey’in bana göre en öne çıkan hususiyeti Üstada ve davasına, meslek ve meşrebine olan sadakatidir. Şöyle ki:

1969 yılında Zübeyir Ağabey Ankara’daki Ulus 27 dershanesine gelmişti. Ben de oradaydım. O günlerde Milli Nizam Partisi kuruluş çalışmaları yapılıyordu. Bayram Ağabey Zübeyir Ağabey’e, Adalet Partisi milletvekili olup Milli Nizam Partisi kuruluş çalışması yapan Hüsamettin Akmumcu’yu kastederek “Ağabey, Hüsamettin kardeş gelecek, sizinle görüşmek istiyor” dedi. Zübeyir Ağabey bunun üzerine gayet ciddileşti ve “Kardeşim ben kendimi istismar ettirmem. Üstadın mesleğine ihanet eden kişiler ile ben görüşmem. Ceketimi ver. Ben gidiyorum” dedi.

Bir milletvekili geldiğinde neden rahatsız olunurdu ki? Şaşırmıştım, normalde tam tersi memnuniyet beklenir, diye düşünüyordum. Ama sonraki dönemlerde anlaşıldı ki, Nizam Partisi misüllü din adına ortaya çıkan Siyasal İslâm hareketleri İslâmiyet’i istismar hareketidir ve din ve dindarlara büyük zararı dokunmuştur. İşte Zübeyir Ağabey gelişen hadiselere Risale-i Nur’un gözlüğü ile bakardı. Bu yüzden feraseti ve basireti yüksekti ve gelecek tehlikeleri ve sıkıntıları önceden fark ederdi.

Bir de şahsî hizmetlerini mümkün oldukça başkasına yaptırmazdı.

Bir defasında hususî bir hizmetinde ısrarla yardımcı olmak istedim. “Kardeşim, ben kendi işimi görebiliyorum” diyerek o müstağni tavrını göstermişti.

Üstadımızın hizmetinde olan talebelerinin her birinin öne çıkan bir hususiyeti vardır. Nasıl ki Tahiri Mutlu Ağabey Üstadın takva ve ubudiyet konusundaki şahsiyetini takipte ileri çıkmış, Zübeyir Ağabey de Üstadın ahirzaman müceddidi kimliğini ve manevî şahsiyetini anlayıp icraata koymada ve meslek ve meşrebine sadakat göstermek hususunda öne çıkmıştır.

Cenab-ı Hak bizleri, başta Resulullah’a (asm), onun (asm) âl ve ashabına ve Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’ne lâyık eylesin, ihlâs ve sadakatle hizmet-i imaniye ve Kur’ânîye’de istihdam olunmuş Zübeyir Gündüzalp misüllü ağabeylerin yollarından ahir ömrümüze kadar ayırmasın. Ve hepsinin dünyada himmetlerinden, ahirette şefaatlerinden mahrum etmesin. Âmin.

“Bizim paraya ihtiyacımız yok, dava adamına ihtiyacımız var!”

Zübeyir Ağabey ile hem dershane hayatı, hem de Medrese-i Yusufîye hayatı olan, hayatını Risale-i Nur’a vakfetmiş Ömer Tuncay ile Zübeyir Gündüzalp’i konuştuk.

Zübeyir Ağabey’in sizce en çok öne çıkan özellikleri nelerdir?

Diğer ağabeyler de belli bir alanda öne çıkmıştır, ama Zübeyir Ağabey öyle değildir, her alanda öne çıkmıştır. Diğer ağabeylerin cem edilmiş bir hâli gibidir. Müdebbiriyeti, idare ediciliği, fedakârlığı, deruhte edilecek hizmetleri mukteza-i hâle mutabık olarak en mükemmeli ile yapması, feraseti, şefkati, hizmette erteleyici olmaması, pek çok hastalıkları bulunmasına rağmen şahsî işlerini hizmetin önüne geçirmemesi ve medar-ı bahis dahi yapmaması öne çıkan hususiyetlerindendir.

O zamanın gençleri olarak sizlere ve şimdi bizlere neler tavsiye etmişti?

Zübeyir Ağabey lisan-ı hâliyle, yaşayarak ders veriyordu. Üstad’dan ne gördüyse aynen tatbik edip hayatına geçirdiği için, hâliyle en güzel örnekti. Hilm ve yumuşaklık sahibiydi. Ve yine Risale-i Nur’u okumak üzerine her daim tahşidat yapardı. Hiç boş vakit geçirmezdi. Yanına gelenlere de Risale-i Nur’u nefsimize okumak, Nurlarla iştigalin ehemmiyeti, hizmette fedakârlık ve sadakat gibi hususlarda tavsiyelerde bulunurdu.

Ben üniversiteyi bitirdiğim zaman Zübeyir ve Bayram Ağabeylerin de bulunduğu istişare heyetine, “Ben çalışmaya başlayayım, hizmete de maaşımı vereyim” demiştim. Zübeyir Ağabey de “Kardeşim, bizim paraya ihtiyacımız yok, dava adamına ihtiyacımız var” demişti.

Zübeyir Ağabey’in, hizmet, meşveret ve cemaat sistemlerinin yerleşmesindeki fiiliyatları neler olmuştur?

Üstadımızın vefatından sonra meydana gelen hizmet içi bir takım sıkıntılar karşısında Zübeyir Ağabey’in, feraseti ile toparlayıcı, bütünleştirici, yapıcı bir yol izlemesi, o zaman meydana gelebilecek sıkıntı ve çözülmelere büyük bir set olmuştur.

Meşveretlerde de hiçbir zaman, hiçbir mesele için “Ben biliyorum, başkasına sormaya ihtiyaç yok” demezdi. Bilhassa yanındakileri de meşveret ve hizmetler hususunda yetiştirmek için onlarla her zaman istişare ederdi. Lâkin “her mesele herkes ile istişare edilmez” düsturu ile harekete azamî dikkat ederdi. Zübeyir Ağabey’in istişaresine mukabil, Zübeyir Ağabey’in daha ehil olmasından dolayı cevap vermek istemeyen bir kardeş olursa, muhakkak fikrini beyan etmesini söylerdi.

Zübeyir Ağabey’in gençlerle olan münasebet tarzı ve onlara davranış şekli nasıldı?

Zübeyir Ağabey çocuklara da gençlere de bir arkadaş gibi, hilm ile şefkatli bir muamele ile yaklaşırdı. Muhatabının seviyesine göre mukteza-i hâle mutabık konuşurdu. Her daim İslâmiyet’e hizmetin ve Risale-i Nur okumamın ehemmiyetini nazara verirdi.

O kadar beraberliğiniz, hatıralarınız oldu. Önemli gördüğünüz bir hatıranızı paylaşabilir misiniz?

Bir gün sabah namazı tesbihatını yaparken, ben tesbihatı hızlı okuyordum. Zübeyir Ağabey daha yavaş ve tane tane okumam hususunu ifade etti. Yine hem benim, hem de diğer kardeşlerin defaatle yaşadığımız bir hâl ise, Zübeyir Ağabey’in kalbimizden geçenleri anında cevaplandırmasıdır. Mesela birlikte yaptığımız şehir dışı hizmetlerinden biri için beraber otobüsle gidiyorduk. Benim düzenli olarak her gün Kur’ân’dan okuduğum yerler vardı. Giderken: “Acaba şimdi açıp okusam riya olur mu?” diye kalbimden geçirdim. O anda Zübeyir Ağabey birden yanımdan kalktı, boş bir koltuğa geçti.

 

Zübeyir Gündüzalp çizim: Ayşenur Özer

BENZER KONUDA MAKALELER:

“Bir Yaratıcı’nın varlığına iman etmek en ön... Japon bir mühtedinin bakışından İslâmî fikir Ayşenur’un mezuniyetini tebrik ve kutlama niyetiyle, bu yılki ev sahipliğini Erciyes Üniversitesi’nin yaptığı USBIC’in, kongre sonu etkinliği olan Kapadokya turuna katıldık. Tur keyifli, biz keyifli, hoca...
Bediüzzaman Said Nursî kimdir? Gençlere “Bediüzzaman Said Nursî kimdir?” diye sorduk. İşte aldığımız cevaplar…   Zeynep Senanur Akın (20) Mardin / İlahiyat Fakültesi 3. sınıf Davasının derdiyle sancılanarak, mütevazı bir hayat süren, kıymetli Risale-i Nur eserlerini mir...
Bediüzzaman’ı Anlamak ile Geçen Bir Ömür... Yeni Asya gazetesi Genel Yayın Müdürü Kâzım Güleçyüz ile Şerif Mardin’i konuştuk. Kâzım Güleçyüz   Şerif Mardin’i yakından tanıyor musunuz? Kendisiyle anılarınız var mı? “Bediüzzaman Said Nursî Olayı” kitabını yazma serencamında kendi...
Dünyevîleşme Dediğiniz Şey; İnsanın Yabancılaşması... Prof. Dr. Cihangir İslam bir tıp doktoru. Yakın zamanda KHK ile görevinden ihraç edildi. Has Parti’nin kurucuları arasında yer alarak siyasetle de ilgilenen İslam, akademik ve siyasî hayatı boyunca hak ve adalet mücadelesi verdi. Kendisi son zamanlar...
BİR MERDİVENİN İLK ETAPTA EN ÜST BASAMAĞINA ÇIKAMA... Onu çoğumuz TRT’nin İlk Başörtülü Spikeri olarak tanıdık.  Ama bilenler bilir, kendisinin belli bir geçmişi,  çeşitli deneyimleri var bu alanda. Önce hayâl etti, hedeflerini belirledi  ve ardından aldığı eğitimlerle basamak basamak çıktı başarı merdi...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*