Bırakma Kendini

“İnsanız. Ten kafesinde yaşıyoruz. Bilinmezliklerle dolu bir hayatta var olmaya çalışıyoruz. Bedenimiz zayıf, algımız kısıtlı, güçlerimiz sınırlı. Bazen yorgun, bazen bıkkın, bazen sıkılgan oluyoruz. Bazen alıngan, bazen kırılgan, bazen de somurtkan oluyoruz.

Bugün havanın nasıl olacağını, kiminle karşılaşacağımızı, neler yaşayacağımızı kontrol edemiyoruz. Bazen öyle oluyor ki ne yapacağımızı, ne hissedeceğimizi, ne düşüneceğimizi bile kontrol edemiyoruz.

Hâl böyle olunca, insan bu kadar aciz kalınca istediğimiz şeyler kadar, belki daha çok, istemediğimiz şeyler de yaşayabiliyoruz. Olabilir. Her şey tamam oldu dediğimiz zamanlarda en başa dönebiliyoruz. Olabilir.

En güvendiğimiz insanlar en güvensiz işlerle ya da sözlerle karşımıza çıkabiliyorlar. Olabilir.

Hayat arkadaşımız, eşimiz bizi hiç ihtimal vermediğimiz şekilde yanlış anlayabiliyor. Olabilir. Küsmek kolay, vazgeçmek kolay, yenilmek kolay. Ama biz kolay bir hayat yaşamaya gelmedik bu dünyaya.”

Mehmet Dinç’in elinden çıkan bu kitap için, kendinizden bolca örnekler bulacağınız bir deneme serisi diyebilirim. Dili o kadar akıcı ki, bir solukta okuyor ve deyim yerindeyse yutuyorsunuz. İnce bir kitap da olduğundan insanın gözünde büyümüyor, bu açıdan da kesinlikle tavsiyemdir sevgili Keçeliler!

Yazardan alıntılamaya devam edeceğim:

“Bazen anlar zordur, bazen günler, bazen dönemler; bırakma kendini…

Bazen insanlar zordur, bazen olaylar, bazen durumlar; bırakma kendini…

Bazen düşünceler zordur, bazen duygular, bazen davranışlar; bırakma kendini…

Sabah olur, kalkmak istemezsin. Kalkmak zordur. Hele sonrası zorun zoru gibi gelir. Enerjin olmaz, moralin zaten hiç yoktur. Saçın başın dağılmış, kolun kanadın kırılmıştır. Ne giydiğin önemsiz olur, ne yediğin gibi . Ya yemekten kaçarsın ya yemeğe vurursun kendini. Sıcağı sevmezsin soğuğa tahammül edemezsin. Her şey bir yük, sevilmesi imkânsız bir mecburiyet gibidir. Kalkmak, giyinmek, yıkanmak, yürümek… Bırakma kendini…”

Kitabı okurken hep bir motivasyon konuşması dinliyor gibi hissediyorsunuz ve içinizden “Evet ya!” diye bir çığlık atarken buluyorsunuz kendinizi. Ana temalardan olan sabır, tevekkül, tahammül, problemler karşısında yılmadan ayakta ve güçlü kalabilmek iç içe ve samimi bir dille işlenmiş. Ne insanı gereksiz gazlıyor, ne de “Ya işte çalışın başarın canım, size kalmış hepsi” falan gibi savruk cümlelerle geçiştirildiğini hissediyor insan.
Velhasıl okunmalı efendim.

BENZER KONUDA MAKALELER:

Farklı hayat hikâyelerini buluşturan karayolunda b... Pek sevgili, çokça okuyan, okudukça hayreti artan kitaplık okuyucuları! Bu soğuk havalarda içinizi ısıtacak sımsıcacık bir kitap önerim var size. Mustafa Kutlu'nun kaleminden Mavi Kuş... Kuş dedimse havada uçan kuştan bahsetmiyorum, Deli Kenan'ın mav...
Psikoloji Rafı Selam olsun Keçeliler; Bu ay dergimizin kapak konusu psikoloji, biz de fırsattan istifade sizlerle, okuduğumuz, faydalandığımız, sizin de faydalanacağınıza inandığımız psikoloji kitaplarını paylaşalım dedik. Evet evet, kitap-lar… Psikoloji gibi ço...
İnsanî İlişkilerde İlahî Ölçü Biliyorsunuz, geçen ayki kapağımız “Beni Etiketleme”; Ön yargı, peşin hükümlülük ve yaftalama üzerineydi. Daha genel ifade etmek istersek, insanın insanla ilişkisinde ortaya çıkan pürüzler üzerine bir okuma gerçekleştirmiştik. “İnsanın kendisinden ba...
İki Dirhem Bir Çekirdek “Dilin bünyesinde kalıplaşmış ve kökleşmiş olarak değişmeden kullanılan deyimler, hiç şüphe yok ki anlatıma canlılık ve güç katarlar. Bu sayede düşüncelerin ve olayların muhataba daha etkili biçimde yansıtıldığı bir gerçektir.”   Selamlar ol...
DUMAN ADAMLAR’IN KORKULU DÜŞMANI: ZAMANIN KAHRAMAN... Pek sevgili kitaplık okuyucuları; Yılın ortasından, yazın sapsarı sıcağından selamlar olsun! Duydum ki, aramızda işinin gücünün boyu gökdelenlerle yarışan, çok çalışsa da yaptığından keyif alamayan, sebepsiz yere bir hayli sıkılan 'bay/bayan çokace...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*