Osmanlıca bulmaca – 1

Sevgili Okur;

Bazı kelimeler vardır ya hani. Çok duyarız, hatta kullanırız da onları. Ama aslında anlamlarını bilmiyoruzdur. Mesela “us” kelimesinin “akıl” demek olduğunu ve çocuklara söylenen “uslu ol” telkininin aslında “akıllı ol” demek olduğunu fark ettiğimde ufkum genişlemişti. Hâlbuki ben bu kelimeyi kullanıyordum, ama yaramaz çocuklara söylenen öylesine bir kelime olarak. Sonra, “bendeniz” kelimesini severdim. “Bendeniz Zühtü” mesela. Kulağa havalı gelmiyor mu? Sonradan öğrendim ki, “bende” kelimesi “kul, köle” anlamlarına gelen Farsça bir kelimeymiş. “Kulunuz Zühtü” demek yani. Gitti Zühtü’nün havası.

Sonra sevgili okur, bazı kelimelerin de ayrı bir tınısı vardır. Sizi çeker. Sebebini bilmezsiniz, ama hoşunuza gidiverir o kelimeler. Mesela geçen ay paylaştığımız şiirdeki “kebûter” kelimesini çok severim ben. Güvercine baktığımda aklımda “kebûter” kelimesinin de canlanması güzel bir şey.

Bir de kimlikleri olur kelimelerin, hangi topluma ait olduklarını, o toplumun tarihini yansıtırlar. Geçenlerde tanıdığım bir kelime mesela: Sakâlibe. Muhtemelen daha önce duymadığınız bu kelimeyi ben de yeni duydum. Merak ettim sonra, araştırdım. Kelimenin İslâm Ansiklopedisi’ndeki mânâsı: “Ortaçağ İslâm kaynaklarında Slavlar’la Slav kökenli kölelere verilen isim.”

Kelimenin kökenine inmeye devam edelim: “Avrupa’nın doğusu ve güneyi ile Asya’nın kuzeyinde yaşayan insanları tanımlamak için kullanılan Grekçe s(k)lábos (Slav, Sloven) isminin Arapçalaştırılmış şeklidir. S(k)lábos, Ortaçağ’da Avrupa’ya göç eden kalabalık Slav kitlelerinin köleleştirilmesi sebebiyle zaman içerisinde “s(k)lave” şeklinde köle anlamını da kazanmıştır.”

Ve beni çok şaşırtan bilgi son cümlede geçiyor. İngilizce köle mânâsına gelen “slave” kelimesi aslında bana bir zamanlar Slavların köleleştirildiğini anlatıyor. Sanki sadece Afrikalılar köleleştirilebilirmiş gibi, değil mi? Ama hayır. Ve ben bunu nasıl anlıyorum? Kelimenin kökenine inerek. Sizin de sevdiğiniz, mânâsını öğrenince çok şaşırdığınız kelimeler varsa bizimle paylaşmanız çok güzel olur Keçeliler. Maillerinizi bekliyorum.

ETKİNLİK:

Bu ay farklı bir etkinlik olsun istedim ve size bu bulmacayı hazırladım. Osmanlıca yazılışlarını verdiğim kelimelerin, okunuşlarını bulmacadaki yerlerine yazabilir misiniz?

Kelimeler:

BENZER KONUDA MAKALELER:

Bir bestenin engin sesi yükseldi boğazdan Üniversite okurken insan evine hasret kalıyor. Hele o gün günlerden sıkıcı ve sıcak bir günse, halanıza gitmek sizi evinizde hissettirebilir. Yorgun argınsınızdır, ama halanızın evi serindir. Yılların eskimiş mobilyaları ve ezan okuyan saatleri size ...
On bir ayın sultanı Küçükken “on bir ayın sultanı” tabirini hiç anlamazdım. On iki tane ay var sonuçta, neden sadece on birinin sultanı? Tabiî sonradan ortaya çıktı ki, olayı çok yanlış anlamışım. Ramazan'ın kendisi sultan olduğu için, geriye on bir ay kalıyormuş. Hem ö...
Osmanlıca hikâye Saygıdeğer Keçeliler; Kitap okumayı sever misiniz? Ben severim, hatta fazlaca severim. Ama çok okuyamam. Ne bileyim, ne okuyacağımı bilemem bazen. Okuyacağım kitabı buldum mu da elimden bırakamam. Bir hafta mı sürüyor bütün kitabı okumak? Bir haft...
Temel Osmanlıca dersleri – 8 Selamunaleyküm sevgili genç okur! Bu ay gramer işleme ayı bildiğin üzere. Şu ana kadar işlediğimiz gramerlere bakınca eğer dergiyi düzenli takip ettiysen harflerin başta, ortada ve sonda yazılışlarını, okutucu harfleri, bağlaç olan ki'nin yazılımı...
Birinci Söz السلام عليكم Selamla başlayalım, selametle kalalım. Sevgili okur, bu ay güzel şeyler hatırlayalım mı? Mum ışığında, kamış kalemlerin gıcırtılarıyla hatt-ı Kur'ânî'yi muhafaza edenleri mesela... Hani Tarihçe-i Hayat'ta geçiyor ya: “Kur'ân hattını ...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*