Gönüllerin sığdığı yere gövdeler de sığar

Kolay değildir Türkiye’nin dört bir yanından 40 kişiyi bir apartman dairesinde ağırlamak, hem de 4 gün 4 gece. Ama söz konusu unsur Risale-i Nur olunca mekânlar da genişliyor, zaman da… Gönüllerimizin sığdığı her yere gövdelerimiz de sığıveriyor. Tam da Kayseri’ye yakışır şekilde 38 kişi bir araya toplandık. (Kayseri plakası: 38) Tabiî bu sayı sabahtan gelip her nöbetimizde bize yardım eden, derslerimize katılıp istifademize istifade katan değerli ablalarımızla 40’ları geçti. İtiraf edeyim; programdan önce, çok şevkli bir şekilde kurulan grubumuzda 38’leri, 40’ları duyunca bir taraftan hem çok heyecanlandım pek çok kardeşimi görebileceğim için, ama bir taraftan da nasıl olacak acaba bunca kişi 4 gün, yemekti, uyumaktı, abdest sırasıydı, diye düşünmeden edemedim. Neyse “Allah Kerîm” deyip koyulduk yola. Daha dershaneye girer girmez herkesin yüzünde okunan mutluluk ve heyecan beni de son derece mutlu etti.

Programımızda, Kader Risalesi dersinden okurken seçimlerimizden bahsediliyordu. Bu noktada dersi okuyan ablamızın örneği bizleri hem çok güldürdü hem de düşündürdü. Bizlere, “Buraya kadar memleketlerinizden kalkıp gelip 40 kişi bir arada kalmak yerine, Maldivler’de vip tatil de yapabilirdiniz” dedi. Evet, hiçbirimiz Maldivler’de tatil yapamazdık, ama hepimiz bu program için seçimimizi yapıp düşmüştük Kayseri yollarına. Kimi ablalarımız eşini, çocuğunu bıraktı, kimi çocuğuna da aldı geldi, hem de kampımıza daha da neşe kattı, kimi torun özlemini bizimle gidererek katıldı aramıza, hem de gençlere taş çıkarttılar. Anladığınız üzere programımız sınır tanımayan bir programdı. Her yaşa, her şehre açık. Genci, ihtiyaresi, çoluğu, çocuğu, torunlu torbalısı hepimiz ders arkadaşıydık nihayetinde.

Programımızda her gün güzide şehrimiz Kayseri’nin güzelliklerini gezdik gezi saatlerimizde. Mekânları gezdiren kardeşimiz kokartlı rehberleri dahi sollar geçerdi tabiri caizse. Bugün de eğitim öğretimin devam ettiği Kayseri Lisesi’ni nam-ı diğer Taş Mektebi, Gevher Nesibe Şifahanesi’ni, Mevlana Hazretlerinin de hocası olan Seyyid Burhaneddin Hazretleri’nin türbelerini ziyaret ettik. Tabiî ki kapanışı, Erciyes Dağı’nda kayağın keyfi, sucuk ekmeğin lezzetiyle yapıp zirvede bıraktık.

Ebede gönderdiğimiz muhabbet dolu her bir dakikamızın, aklımız, kalbimiz ve latifelerimizin gıdalandığı istifadeli derslerimizin, ablalarımızın bin bir emekle hazırladığı, birbirinden güzel efsane Kayseri lezzetlerinin tadı damağımızda kalarak veda ettik programımıza. Geride zihinlerimize kazınmış hatıralar kaldı. Her birimizde büyük bir şevk oluştu Allah’ın izniyle. Emeği geçen herkesten, özellikle eski(meyen) Kayseri Nur Talebeleri’nden Allah ebeden razı olsun. İnşallah daha büyük organizasyonlarda, daha fazla kardeşimizle buluşmak duasıyla…

BENZER KONUDA MAKALELER:

Şakadan Gerçeğe: Bir Karadeniz Seyahati Hani bazen bir şeyleri şaka olarak söylersiniz, ama gün gelir gerçeğe dönüşür. Bir süre önce biz de aynen öyle bir hadise yaşadık. Bizim de bir şakamız gerçeğe dönüştü ve çok güzel bir Karadeniz seyahati yapmak nasip oldu. Anlatalım: Efendim, biz...
Bahtiyar Ahmiç Köyü Geçen ay, büyük bir çoğunluğu eğitim camiasından olan, güzel yürekli insanlardan oluşan bir grupla Balkan ülkelerini ziyaret etmek nasip oldu. Bulgaristan, Makedonya, Kosova, Bosna Hersek, Karadağ, Arnavutluk ve Yunanistan’ın belli başlı şehirlerini ...
SAKLIKENT SAFRANBOLU Safranbolu denilince akla ilk gelen özgün mimariye sahip evleri oluyor. Aslında Safranbolu, evlerinden çok daha fazlasını anlatıyor. Geleneksel Türk toplum yaşamının özelliklerini barındıran, tarihî ve kültürel eserlerini günümüze kadar koruyabilmiş ...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*