Bir dert ki, dermanı içinde

Hayırdır Elif? Sende bir hâller var son zamanlarda. Âşık mı oldun yoksa? Leyla gibi dolanıyorsun etrafta. Uzun uzun düşüncelere dalıyorsun. Bir derdin var da bana söylemiyorsan kırılırım vallahi!

Bilmiyorum Ecem, içimde tarif edemediğim hisler var. Aslında bir aşk, ama öyle senin bildiğin türden değil. Evet, bir derdim var, fakat dermanı da içinde!

Seni şair yapan aşkı ve derdi çok merak ettim doğrusu. Anlat hadi, dinliyorum.

Hani geçenlerde Zeynep beni bir yere götürmüştü. Orada İslâmiyet ve dinle alâkalı dersler yapılıyor, diye anlatmıştım size. Ben de hatırını kırmamak için gitmiştim.

Evet, hatırladım. Orada ne oldu ki, sen onca zamandan sonra bile bunu düşünüyorsun?

Aylardır hâlâ etkisindeyim. Aslında ilk gittiğimde pek bir şey anlamamıştım. Osmanlı Türkçesi bol olan bir kitaptan okunuyordu. Fakat o dersten sonra, kalbimde oluşan huzuru anlatamam. Öyle lezzet almıştım ki o dersten; sabırsızlıkla bir daha gideceğimiz günü bekledim. Sonra tekrar tekrar gittim.

Ne anlatılıyor o kitaplarda? Seni bu kadar etkileyen ve lezzet veren şey ne olabilir?

Kitapların adı Risale-i Nur. Bediüzzaman Said Nursî diye bir zat yazmış. Beni tanıyorsun. Bugüne kadar okumadığım felsefî kitap kalmadı. Fakat bu, felsefî kitapların da üstünde. Yıllardır sorgulayıp da bir türlü ulaşamadığım cevapların hepsi içinde. Sadece soru sormakla kalmayıp akla yol da gösteriyor ve tam iknâ ediyor. İtiraz edecek bir nokta bulamıyorum. Ders içinde aklıma bir yer takılıyor. Aklımı okuyor gibi; ardından okunan yerde sorum ve cevabı var. Diğer dinî kitaplara benzemiyor.

Bir eser ki, insanın aklındaki bütün sorulara cevap versin?! Bu mümkün değil! Mesela nelerden bahsediyor da seni tam iknâ ediyor?

Kaynağını direk Kur’ândan aldığını söylüyor Said Nursî. Belki de ondan. Bak mesela; acaba ahiret var mı, diye çok sormuşumdur. 10. Söz diye bir yer okudular. Aklımda hiçbir şüphe kalmadı yemin ederim.

Hatırlarsan kaderle ilgili çoğu kavramı sizinle tartıştım. Bununla ilgili yazılı bir eser de bulamıyordum. 26. Söz’de iki sayfada bütün arayışlarıma cevap bulmaya başladım.

Şaşıracaksın belki, ama Allah’ın varlığı ve birliği hep zihnimi kurcalıyordu. 23. Lem’a adlı risalede o kadar güzel ispatlamış ki, aklımda hiçbir pürüz kalmadı.

Onun dışında, ne kadar vesveseleri, kuruntuları ve korkuları olan biri olduğumu biliyorsun. Bir gün “Vesvese Bahsi” diye bir kısım okudular. O kadar sarstı ki beni, şimdiye kadar okuduğum onca psikoloji kitabını geride bıraktı. Terapi gibi geliyor adeta. Daha çok örnekleri var benim dünyamda. Hepsinin cevabını buldum ve her hafta bulmaya devam ediyorum çok şükür.

Diğer dinî kitaplardan bir farkı var o hâlde? Seni iknâ eden bu fark olmuş sanki.

Gerçekten de öyle. Din ile bilimi bir arada sunuyor sana. Kalbim de çok etkilendi bu durumdan. Derslere gittiğimde, işlediğimiz günahların acı veren sonuçlarından bahsediliyor. Doğrusunu yaparsak da güzel neticelerini sunuyor önüne. Seçimi sana bırakıyor. Biz nefsimizin kötü istek ve arzuları üzerine yaşarken, orada bunların vahim neticeleri söyleniyor. “Cehennem var” diyor. İnsanın vicdanına manevî bir yasakçıyı bırakıyor adeta. Normalde lezzet alarak yaptığım günahları işleyemiyorum. Çünkü her an vicdanım “Dur, yapma!” diyor. Bu derslere gittikçe gerçek mutluluğu bulduğumu düşünüyorum. Yıllardır farkında olmadan bir arayış içerisindeydim. Boş şeylere bağlanmak istemiyor artık kalbim. Sonsuz bir Zat’a ve hayata yönelmek istiyorum. İçimdeki araştırma ve sorgulama  meylinin uzun zamandır istediği şey buymuş gibi…

Hissettiklerin çok etkileyici Elif. Etrafta insanı yanlışa çeken bu kadar çok güzellik varken, senin bu kadar derinlere dalman, gerçekten hayret verici…

Hakk’ı bulunca; alışveriş, araba, para, sevgili, gençlik, güzellik dediğimiz şeylerin ne kadar  geçici ve önemsiz olduğunu anlıyorsun. Zaten O’nu bulunca fani olan her şey sonsuzlaşıyor. Nefis aradan çıkıyor, O’nun için sevmeyi öğreniyorsun ve bu sana acı değil, lezzet veriyor.

Haklısın. Biz yıllardır bu nimetlerin içindeyiz de mutlu muyuz acaba?

Haram lezzetler insana çok küçük lezzetler verse de, sonunda büyük acılar bırakıyor. Zehirli bir bal gibi. Bu kitapları okumaya başladıkça daha çok anlamaya başladım. İhtiyaçlarıma cevap veriyor. Duygularımı doğru yönde kullanmama yardım ediyor. Bazen hikâyeler anlatarak, bir ahlâkın sosyal hayata nasıl yerleştirilebileceğini çok tatlı ifade ediyor. Öyle kuru bilgiyle bırakmıyor. İnsanın kalbini tatmin ettiği gibi sosyal ve psikolojik hayatta uygulamasını da gösteriyor. Yani hem akıl, hem kalp, hem ruh, hem vicdan tam tatmin oluyor. Duygularımın değiştiğini hissediyorum. Kendimi okumaktan alamıyorum. Okudukça daha çok ihtiyacım olduğunu hissediyorum. Sanki okuduklarım bana yeniden hayat veriyor. Okumak ekmek gibi, su gibi zarurî bir ihtiyaç hâline geldi.

Öyle güzel ve içten konuşuyorsun ki Elif, imrendim sana. Sen anlattıkça ruhumdaki, kalbimdeki, aklımdaki boşluğu daha derinden hissediyorum. Ben de gelmek istiyorum. Kabul ederler mi acaba?

Tabiî ki. Derse gidince görürsün. Çok samimî bir ortam var. Oradaki herkes sana öz kardeşinden bile daha yakın davranıyor. Kimseyi dışlamıyorlar ve bunu çok doğal bir şekilde yapıyorlar. Üslupları yumuşak olduğu için insanı incitmiyor. Beni oraya bağlayan en önemli şeylerden birisi de buydu. Kitaplarda da öyle sert bir üslup yok. Yumuşak, tatlı bir dille her şeyin ikazı yapılıyor. Zorla değil, sevdirerek ve şevk vererek seni yönlendiriyor. Oraya ilk gittiğimde; o kadar temiz ve nur  yüzlü insanların arasında kendimi çok günahkâr ve kirli hissetmiştim. Fakat sonradan anladım ki; derslere gelenler, senin, benim gibi ihtiyacı olan insanlar.

Ciddi misin yaa! Bir daha gittiğinde muhakkak bana da haber ver. Ben de gelmek istiyorum. Okumam için de bir kitap ödünç verir misin Elif? Önceden okumak istiyorum.

Memnuniyetle… Bu kitabın içinde ebedî gençliği kazandıran formüller var. Okuduktan sonraki düşüncelerini merak ediyorum…

 

Fotoğraf: Ayşenur Akay

BENZER KONUDA MAKALELER:

Neden neşriyat? Bediüzzaman ve neşir vazifesi “Bu zamanda Nurlarla hizmet-i imaniye, her tarafta ilânatla ve muhtaç olanların nazar-ı dikkatlerini celb etmekle olur.”(1) Bediüzzaman, gençlik yıllarında gazetelerde Müslümanları alâkadar eden haberleri dikkatle...
Dil okulu olarak “kâinat” “Neden yazıyorum?” diye düşünüyorum. Hatta “Hep yazacak mıyım?” diye de soruyorum kendime zaman zaman. “Ne zamandır yazıyorum?” diye sormuyorum pek, çünkü bu isteğin kendimi bildim bileli benimle olduğunu biliyorum. Benim ve pek çoklarının yaptığı bu...
2019 Şubat sayımız çıktı! 50 yaşında bir genç Genç Yorum dergisi 174. sayısıyla çıktı. Gündemi ebedî gençlik olanların dergisi Genç Yorum, “50 yaşında bir genç” başlıklı Şubat sayısı ile okurlarıyla buluşuyor. Genç Yorum dergisi, bağlı olduğu medya grubun, yarım asra imz...
Hayata pozitif bakabilmek için Biz, Bezmialem Vakıf Üniversitesi’nde sağlık bölümlerinde okuyan öğrenciler olarak Sağlıkta Pozitif Düşünce Kulübümüzü dört sene önce kurduk. Kulübümüz; kendi hastanemiz bünyesinde bulunan hasta, hasta yakını ve sağlık personelimize hayata pozitif ba...
Bir değişken ayna hikâyesi Hastalar Risalesi’ne her yolum düştüğünde Mehmet Feyzi Ağabey’in yazdığı bir mektupta geçen, “Evet sanki sevgili, müşfik Üstadımız İhtiyarlar Risalesi’ni gençlere, Hastalar Risalesi’ni sıhhatte olanlara yazmış” ifadesi beni çokça düşündürür. Dahası, ...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*