MENFAATİN ADALETİ

Uzun bir süredir iktisat etmek deyimini kullanırken; fiilî bir şeyden kısmak ya da sade bir hayat yaşamak anlamında kullanageldik. Belki de bu deyimi öyle yanlış kullandık ki, iktisattan ‘bomboş yaşamak’ anlamını çıkardık. Bu kadar uç olmasa bile, belki de ne yaptığımızı bilmeden, misal olarak sağlıklı yaşamak için portakal yemeye ihtiyacımız varken portakal almayarak iktisat etmeye çalıştık.

İktisat ilmi en basit tanımıyla sınırlı kaynakları en iyi şekilde yönetmek. Eğer kaynakları sınırlı, fanî bir dünyada yaşıyorsanız, elbette ki elinizdekileri en iyi şekilde idare etmeniz gerekecektir. Öyleyse iktisat etmenin de, bu ilme uygun olarak eşyalara zulmetmeden, kaynakları uygun amaçlar için kullanmak olduğunu söyleyebiliriz. Peki, ama nasıl? Elimizdeki kaynakları hangi amaca ulaşmak için adaletli kullanacağız?

Müslüman bir kişi işlerini Allah’ın istediği yönde yapar, amaçlarını O’nun rızasına göre düzenler. Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî’nin makro ölçekteki iktisadî tavsiyesini oldukça önemli buluyorum: “Bizim düşmanımız; cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı san’at, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz.” (Divan-ı Harb-i Örfi)

Öyleyse bir Müslüman olarak İslâm âleminin bekası için elimizdeki kaynakları; cehalet, zaruret ve ihtilafa karşı; üretmek için, öğrenmek için ve birlik olmak için kullanacağız. Nitekim Batılı devletlerin öne geçmek için tam olarak yaptıkları bu. Üstadın bu sözlerini farklı terimlerle anlatıyorlar, bunları ölçmek için de birçok metod geliştirmiş durumdalar.

O zaman buradan şu sonucu çıkarabiliriz: Elimizdeki kaynakları; üretkenliğimizi ve ürettiklerimizi artıracak, ilmimizi artıracak, birliğimizi kuvvetlendirecek şekilde adaletle dağıtmalıyız. Belki hepsini birden yapmamız mümkün olmayabilir, elimizden geldiği kadar hiç olmazsa.

Sanat, marifet ve ittifak silahlarını Batı, son yüzyıllarda İslâm âleminden önce kullanmış ve bugün dünyaya hâkim. Biz bu silahları kullanamadığımız için Batı’ya bağımlıyız. Tarım mahsüllerini biz üreteceğimize, toplumumuzu doyurmak için dışarıdan almıyor muyuz? Bu sadece gündemde olan basit bir örnek. Her birimizin kaynakları doğru kullanması ve ortak kaynaklarımızın da doğru kullanılması; bizleri bireyler olarak ve toplum olarak daha güçlü kılacaktır. Zaman zaman dünyadaki Müslümanlar olarak birtakım problemler olduğunda şikâyet edip durmuyor muyuz? İktisat edip, birlik olmaya çalışıp, bağımsız bir güç hâline gelmezsek, bizim kendi yüzümüzden kaynaklanan bir problemden dolayı nasıl şikâyet etmeye hakkımız olabilir? Zira sokaklarda kola dökmenin işe yaramadığını çoğumuz biliyoruz. Elbette dünyada güçlü bir ülke, güçlü bir topluluk olduğumuz takdirde İslâm’ı yaymak için de elimizde daha kuvvetli fırsatlar olacaktır.

Şimdi ne yapacağımızı biliyoruz: Üreteceğiz, ilim öğreneceğiz ve etrafımızdaki insanlarla, Müslümanlarla, efendi efendi geçineceğiz. Bireysel hareketlerimize biraz daha bakalım. Haramdan kaçmak için israftan da kaçmamız gerekiyor. Öyleyse iktisat etmemiz gerekiyor. Yani elimizdeki kaynakları hedefimiz doğrultusunda adaletli bir şekilde kullanmamız gerekiyor.

Peki, bireysel kaynak kullanımı yaparken nasıl adaletli olacağız?

 

Yazının devamına dergimizin Ocak sayısından ulaşabilirsiniz…

 

Mustafa Sait Önal
mustafasait@gencyorum.com.tr

BENZER KONUDA MAKALELER:

Hayatımızdaki tercihler: Helâller ve haramlar R... İbadet ve Allah’a itaatin kuvveti, helâl lokmadan meydana gelmektedir. Âlimler, namazlardan ve zikirlerden lezzet alınamıyorsa, Allah ile alakalı konuşmalardan hoşlanılmıyorsa kişinin vücuduna haram lokma girmesine dikkat etmesi gerektiğini söylemişl...
Yol aydınlatma tarifi; aklet, gör ve işit! Aşk yalnızca bir duygu değildir. Aşk bir yol, bir sistem, bir perspektif, bir marifete ulaşma biçimi olabilir. İnsan-insan ilişkisinde, insanın eşyayla ilişkisinde, insanın Yaratıcıyla ilişkisinde aşkın farklı boyutlarını görürüz. İnsanın iç âleminde...
Muhabbet mi, musibet mi? Muhabbet… Bir nimet. Hem de küllî bir nimet! Hem tatlı, şirin, latif bir nimet. “Hem şu kâinatın rabıtası, hem şu kâinatın nuru, hem hayatı”1 olan bir nimet. Peki, bu latif nimet, nimet iken nasıl nıkmet oluyor? Muhabbeti, yanmaya, eleme, fer...
Seviyorum, ama kimi? Sevgi, insanın en önemli ihtiyaçlarından biridir. Çünkü, fıtratı sevgiyle yoğrulmuştur. Bununla birlikte, bizi Yaratan Rabbimizin binler isminden bir ismi de El-Habib’dir. El-Habib; sevgili, sevilen ve seven anlamlarına gelmektedir. O (cc), yarattığı...
Kalp herkesi sever mi? Bugün burada kalp üzerine tefekkür etmek isteyenler toplansın. Birkaç dakikasını ayırarak, kâinat çekirdeğinin çekirdeği olan kalbi anlamaya çalışanlar gelsin. Hoş, ben kalbin sırlarını keşfedecek değilim, ama belki sizin keşfedeceğiniz o hazinenin a...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*