Kendini Bilmek, Kendini Bulmak…

Değerli Okur;
Her ay vakit gelip de bu satırları kaleme aldığım anlar, ‘yaklaşık bir ay boyunca süren dergi hazırlığı aşamasının “ruhunu” nasıl yansıtabilirim’, hassasiyetiyle dolu anlar oluyor. Kapak konumuz belirlendiği andan itibaren zihnimde bir şeyler kıpırdamaya başlıyor. Yazılar, çalışmalar ortaya çıktıkça yavaş yavaş bir cisim giyiyor ve biraz sancılı da olsa netice hâsıl oluyor. Yani hiçbir cümle öylesine yazılmıyor sevgili okur.

İnsanın kendini bilme ve bulma arayışı, Yaratıcımıza söz verdiğimiz Kalû Belâ’ya dayanıyor, diye düşündüm yazıya başlamadan önce. “Ben Rabbiniz değil miyim?” diye soruyor, biz tüm ruhlar da “Evet Rabbimizsin” diyoruz.

Emaneti yüklenerek dünyaya geliyoruz. Henüz konuşamazken, meraklı gözlerle etrafa bakıp içten içe sorular sorduğumuz ve kendimizi ifade edemeyip sancılandığımız zamanlar da dâhil, iki kelimeyi bir araya getirmeye başlayarak sorularımızın arttığı o günlerden beri süregeliyor bu arayışımız. Zira bu bir kendini bilme, kendini bulma yolculuğu. Bu yolculuk bir sorumluluk da taşıyor. Bu durum ise, hem insanın psikolojisini şekillendiren, geliştiren hem de psikolojik etkilenmelerle imtihan olduğu, düşe kalka ilerleyen iki yönlü bir süreç.

Psikoloji konusunu temel bazı yönleriyle ele almaya çalıştığımız bu sayımızda öne çıkan şey; insanın, aklını ve kalbini birlikte işlettirerek kendini tanıma ve esas hedefine ulaşma yolculuğunu gerçekleştirmesi gerektiği oldu. Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin çok sevdiğim bir ifadesi var, Mesnevî-i Nuriye’de geçen ve bu kastımızı veciz bir şekilde ifade eden: “Aklım yürüyüş yaparken, bazan kalbimle arkadaş olur.” Devamında mealen diyor ki; kalb lezzet aldığı şeyi akla veriyor, akıl, âdeti olduğu üzere delil şeklinde bir temsil ile gösteriyor.

Psikoloji, bu iki mühim cihazı birlikte işlettirmemiz gerektiğini ve ruhumuzun ancak bu şekilde huzuru yakalayacağını da söylüyor bize.

Elinize geçen bu sayımız ile birlikte 2017 yılını da nihayete erdirmiş bulunuyoruz. Zaman hızla akıp geçerken, zamanı kıymetlendirmek gayesiyle, dergimizin sayfalarına istifadeli ve faydalı olmasını umduğumuz, emek ürünü yazılar, çizgiler, fotoğraflar, izler bıraktık. Psikolojinize iyi gelmesi temennisiyle…

BENZER KONUDA MAKALELER:

İnsanı okumak Değerli Okurlarımız; Genç Yorum olarak her ay gündemimize aldığımız konularla “insan”a dair, onu tanıma ve anlama odaklı çalışmalar yapmaya gayret ediyoruz. İnsanın sahip olduğu maddî ve manevî cihazların doğru işlettirilmesi ve insanlığa lâyık bi...
Dindar bir Cumhuriyetçi Değerli Genç Yorum Okurları; 29 Ekim 1923, cumhurî yönetim biçimine geçtiğimiz tarih olarak milletimiz için bir dönüm noktası hükmündedir. Dolayısıyla Ekim ayı, kendisini “Dindar bir Cumhuriyetçi” olarak tanımlayan Bediüzzaman’ın telif ettiği Risa...
Senin üzerine “hak”tır ki… Değerli okur; Dergi yayıncılığında bu ay 15. yılımıza girmiş bulunuyoruz. Adımız gibi yaşımız da oldukça genç, lâkin dergi yayıncılığında 14 yılı geride bırakmak demek, az şey değil. 14 yıl, 168 sayı geride bıraktık; emekler, tecrübeler, zahmetler, ...
İnsanın hikâyesi İnsanın ve insanlığın Hz. Âdem’le (as) başlayan hikâyesinde, terakki ve tekâmül mertebesi Hz. Muhammed’de (asm) doruğa ulaşır. İnsan, nefsiyle girdiği mücadelesinde inişler-çıkışlar, gel-gitler yaşar, insan-ı kâmile ulaşmanın sacayağı diyebileceğimiz...
Sultan-ı Kâinat BİRdir! “Allah birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma. Onlara tezellül edip (kendini alçak tutup) minnet çekme. Onlara temelluk edip (dalkavukluk edip) boyun eğme. Onların arkasına düşüp zahmet çekme. Onlardan korkup titreme. Çünkü Sultan-ı Kâinat birdi...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*