Şeytan Ön Yargıda Saklıdır

Son yıllarda yaşanan olaylar nedeniyle yargı ağır darbe aldı. Bunun en temel nedeni ön yargılarla hareket edilmesiydi.

Ön yargı bireyde, öteki bireylere, toplumsal kümelere karşı sevgi ya da düşmanlık duygusu uyanmasına yol açan, koşullanmış bir duygusal tutumu yansıtan sığ inançtır.

Ön yargı çoğu zaman zayıf ve korkakların başvurduğu bir yoldur. Ön yargılı kendinden başkasını dinlemez. Tehdit altında olduğunu düşünür. Başkalarının kendisine kötülük yapabileceğini zanneder.

Ön yargılı bencildir. Dünyanın kendi etrafında döndüğünü düşünür. Herkese şüpheyle bakar. Bazen de tam tersi olur. Bazılarına öyle bağlanır ki onların yanlış yapabileceğine inanmaz. Gerçek tüm çıplaklığıyla ortaya çıktığında tevil yoluna gider. “Yapmışsa vardır bir nedeni” der.

Ön yargı suizandır, yıkıcıdır, darbecidir. Hüsn-ü zannın en büyük düşmanıdır. Oysa insan hüsn-ü zanna memurdur.  “Sû’-i zan ise, maddî ve manevî içtimaiyatı zedeler.” (Mesnevi-i Nuriye) Ön yargı toplumda dinamit etkisi yapar. Bireyleri birbirine düşman eder. Herkesi makul şüpheli ilan eder. “Sû’-i zan etmeyin. Sû’-i zan, yanlış karar vermeye sebep olur.” (Hadis-i Şerif) tavsiyesine uymaz. “Hüsn-ü zan ediniz; sû’-i zan, hem size, hem onlara zarar verir.” (Münazarat) uyarısını dikkate almaz.

Sağlıklı toplum ön yargılardan arınarak mümkün olur. Bediüzzaman uyarıyor. “Dikkat ediniz; gözünüzle görseniz dahi perdeyi yırtmayınız. Fenalığa karşı iyilikle mukabele ediniz. Fakat çok ihtiyat ediniz, sır vermeyiniz. Zâten sırrımız yok, fakat vehhamlar çoktur.” (Emirdağ Lahikası)

Ön yargı fenalıktır. Güzel gören güzel düşünür, ön yargıyı terk eder.  Fena adama, iyisin iyisin denilse iyileşmesi ve iyi adama, fenasın fenasın denildikçe fenalaşması çok vuku’ bulmuştur. Dolayısıyla güzel zannetmeli.

 

Ön yargı pişman ve düşman eder

İnsan bilmediğinin düşmanıdır. Ön yargı bilmediğimiz şeyler hakkında verdiğimiz hükümdür. En adaletsiz yargı ön yargıdır. Ön yargı çok boyutlu düşünememenin sonucudur. Genelde ani kararlar vermeye neden olur. Bundan dolayı özür dilemek, geri adım atmak zorunda kalınır.

Ön yargı tarafgirliktir. Birinin yanında başkasının karşısındadır. Empatiden yoksundur. Ötekinin yerine koyamaz. Başkasını okuyamaz.

Ön yargılı düşman üretir. Karşıdakini hain olarak görür. Ön yargıların olduğu yerde kişiler düşüncelerini söylemekten korkar. Davranışlarını ve kendilerini açıklamakta zorlanırlar.

Ön yargılı mutsuzdur. Mutsuzluk bulaşıcıdır. Kişi kendisi neyse başkasını öyle düşünür. Ön yargı, ön yargı doğurur. Karşılıklı güvensizlik oluşturur. Ön yargılı affetmenin güzelliğini yaşayamaz. Gâh korkunç, gâh komik duruma düşer.

 

Ön yargı şeytandandır

Şeytandan insana sirayet eden dört hastalık vardır. “Yeis, ucub, gurur, sû’-i zan.” Ön yargı, sû’-i zan ve gururdandır. Bunun için şeytandandır. Şeytan kendinin ateşten, insanın balçıktan yaratıldığını, dolayısıyla kendinin daha üstün olduğunu söyleyerek Hz. Âdem’e secde etmemiştir. Bilmediği şey hususunda peşin hüküm vermiş, düşmanlık etmiştir.

Ön yargılı acele ve bilgisizce hareket eder. Acele işe şeytan karışır. Acele şeytandan, teennî Rahman’dandır. Nefis ön yargılıdır. Onda kara bir nokta vardır. O var olduğu müddetçe insan hakikati bütün boyutlarıyla göremez. Oradan bakan her yeri karanlık görür.

Allah adildir, ön yargılı değildir. Sabırlıdır, aceleci değildir.  İnsan o kadar günah işler de yine tövbe eder diye ömür bağışlar. Hakkındaki hükmü de vefat ettikten sonra verir. İnsan acelecidir. Karşısındaki hakkında onda olmayan şeylerden dolayı acele hüküm verir.

 

Bediüzzaman adildir, ön yargılı değildir

Günümüz insanı çıkarlar dünyasında yaşıyor. Peşin ve gündelik yaşamayı seviyor. Her şeyin madde ile ölçüldüğü, ücretin peşin istendiği, dünyanın hizmet yeri değil ücret yeri olarak algılandığı bir yerde peşin hükümlü insanların bulunması yadırganmamalı.

Ön yargıların temelinde dil vardır. Beden dili ön yargıları yıkan en güçlü silahlardandır. Peşin hükümleri yok etmenin en etkili yolu bedeli peşin, hatta hayatıyla ödemektir. Bediüzzaman dünya ve ahiret görüşünün bedelini sürgünler, hapisler ve suikastlarla peşin ödemiştir. Gizli gündemi ve sırrı olmamıştır. Bundan dolayı hakkında kitlesel ön yargı oluşmamıştır. Bugün hemen hepimiz şüpheli hareketler yapıyoruz. Etrafımızdakileri tedirgin ediyoruz. Kimseye güvenemiyoruz. Güvenin olmadığı yerde ön yargı vardır. Yargıya güvenmiyoruz. Yargıya güvenin olmadığı yerde, ön yargı iktidarını ilan eder.

 

Dünyayı ön yargılar yönetiyor

Dünyayı hisleriyle hareket edenler yönetiyor. Ön yargılar ve ön yargılılar öne çıkıyor. Ön yargılarla dünya yönetilemez. Ön yargının ucu açıktır. Gabriel G. Marquez tehlikenin farkında: “Bana bir ön yargı verin dünyayı yerinden oynatayım.”

Yöneticiler peşin hükümlere dayalı kararlarını kabul ettirmek için şiddete başvururlar. Kolektif korku oluştururlar. İnsanları sürü psikolojisine sürüklerler. Sürüden ayrı düşünenler sürünün duygusal ve fiziksel şiddetine maruz kalırlar. İnsanlar fakirliğe tahammül eder, ama ön yargılara, yaftalanmaya, aşağılanmaya sabredemezler.

Adil yargı tarafsızdır. Ön yargı, yargısız infazdır. Ön yargılılar insanları haksız yere onlarda olmayan özelliklerle yaftalar ve toplumun gözünde itibarsızlaştırır. Kutuplaşan toplumlarda ön yargı daha fazladır. Son yıllarda o kadar kutuplaştık ki, insanları insan olarak değil kendimizin muhalifi olarak görür hâle geldik.

Ön yargı toptancıdır. Kitleselleştirir. Etiketleme meraklısıdır. Son yıllarda öyle etiketçi olduk ki… Başörtülü kadın yanlış yapsa İslâm’ı kötülüyoruz. Başka birisi hata yapsa ‘CHP kafası’ deyip kestirip atıyoruz. Birbirimizi Ergonokoncu, Fetöcü gibi ibarelerle yaftalıyoruz. Dilimiz ve kalbimiz ne kadar da Allah’tan korkmaz hâle geldi.

Bilgi kirliliği ön yargı oluşturur. Herkes inanmak istediğini duyar, görür. Bu kitlesel kabullere ve retlere neden olabilir. Şeffaf ve adil yönetimlerde her görüş kendini ifade edebilir. Bu anlayış yalan ve iftiralara dayalı yayınları engeller. Ne var ki iktidarlar ve iktidar beklentisi içinde olanlar suların bulanık olmasından hoşlanırlar. Hoşgörü ruhunun hâkim olmasını istemezler. Taassup ve ön yargılardan beslenirler. “Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurat Suresi, 6) ayetini kulak ardı ederler.

Ön yargı ve yaftalamalara dayalı davranışların sebep olduğu yozlaşmayı önlemenin ve toplumsal barışı tesis etmenin yolu, ön yargı oluşturabilecek davranışlardan kaçınmak ve adil yargıyı güçlendirmektir. Şeriat zahire bakar. Görünüşe göre hükmeder. Hükümet ele bakar kalbe bakamaz. İçinden geçenleri yorumlayarak ceza veremez. Ön yargı hislerle hüküm vermektir. Asıl olan “İnsanlar arasında adaletle hükmet. Hevâ ve hevese uyma.” (Sad Suresi, 26) ve “Hislerinize uyup adaletten sapmayın” (Nisa Suresi, 135) İlahî tavsiyelerine uygun yaşamaktır. Ön yargı toptancıdır. “Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin” (Maide Suresi, 8) sözünü mihenk yapmak gerekir.

BENZER KONUDA MAKALELER:

Hutbe-i Ezelî’nin ötekisi olmak Kitap okurken nasıl bir yöntem izliyorsunuz? Kimisi bir kalem aracılığıyla etkilendiği, beğendiği satırları çizer, kimisi yanında bir defter bulundurur, not alır, özet çıkartır. Kimisi kitap üzerine konuşarak, müzakere ederek zihninde sabitlemeye çal...
Açlık sevdası “Yaz gardaşım: On Altıncı Misal: Başta Buharî, kütüb-ü sahiha -nakl-i kat’î ile- beyan ediyorlar ki: Hazret-i Ebu Hüreyre aç olmuş, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın arkasından gidip menzil-i saadete gitmişler. Bakarlar ki, bir kadeh süt oray...
Konferans bana ne anlattı? Bilindiği üzere Zübeyir Gündüzalp Ağabey, 1950 yılının Kasım ayında Ankara Üniversitesi’nin fakülte meclisinde gece yarısına kadar süren bir konferans vermiştir. Bu yazıda, daha sonra kaleme alınarak, bizzat Bediüzzaman Hazretleri tarafından Sözler’i...
“İttihadımız gazete ile olacaktır” Bediüzzaman Hazretleri’nin vefatından sonra Nur Talebeleri’ne ciddi sıkıntılar verilmeye başlanmıştı. Çok ciddi baskılar yapılıyordu. Gerek neşriyat yoluyla, gerekse Risale-i Nur aleyhine yapılan konferanslarla Nurculuk hareketi bitirilmeye çalışılıy...
Kâinata değişmem! Nasıl anlatılır bilmiyorum. Hep onun gibi olmaya çalıştığınız, ama hiç olamadığınız birini anlatmayı denediniz mi? Erişilmez bulduğunuz, ama erişmek için dua ettiğiniz birisini tarif etmeye uğraştınız mı? Zaten böyle birisi kâğıda, kaleme, kelâma sığ...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*