Yeniden Başlamak

Gerçekten her şeye yeniden başlamak gerekir. Zira ataletten, monotonluktan, ümitsizlikten, mahkûmiyetten, köleleşmekten, esaretten kurtulmak için her şeye yeniden başlamak şarttır.

Yeniden başlamanın önündeki en büyük direnç de o kararı verenin bizzat kendisidir. İnsan hayatında değişiklik yapmaktan, yeni bir sayfa açmaktan korkar. Çünkü yeniden başladığında başarısız olacağı, hatta güçlü olduğu konularda dahi avantajlarını yitireceğini fısıldar şeytan. Böylelikle yeniden başlamanın gücü kesilir, şeytanın da fısıltılarıyla bir ümitsizlik girdabına düşer.

Yeniden başlamanın en büyük zorluğu eskiyi unutamamaktır. Zira eskilere, eski hatıralara, alışkanlıklara, hatalara, günahlara elveda demeden, yeni şeylere hoş geldin demek mümkün olmuyor.

İman da, aynı bunun gibi değil midir? Önce takva ile günahlardan sıyrılmak, yani tathir (temizlemek), sonra hasenat ile tezyin. Önce def-i şer, sonra celb-i nef’a. Bu örgü, bu sistem, aslında insanın hayatında, ruh hâlini muhafaza etmek için, öğrendiği hakikatleri yaşamak için,  imanın amele dönüşmesi için uygulanabilecek bir formüldür.

Zaten Allah da eskiyi unutmak formülünü kullarına “tövbe” kapısını açarak öğretmemiş midir? Tövbe ile temizlik, sonra amel-i saliha ve hasenat ile tezyin.

Temizlenmemiş bir kalp evine, yani tövbe edilmemiş, pişmanlık duyulmamış, içtinap edilmemiş bir yere tezyin yapmak, yani her şeye yeniden başlamak elbette zordur.

Eskileri temizlemek, unutmak hafızadan silmek demek değildir. Tam tersi yüzleşmek, gün yüzüne çıkarmak, gereksiz, menfaatsiz, elem veren taraflarını atmak, onarmak, kısaltmak, silmek, gereksiz üzüntüleri bir daha düşünerek “Madem geçmişte kaldılar, madem gelecek de daha gelmedi “ diyerek “Oh “ demek terapisiyle yeniden başlamak demektir.

Elbette yeniden başlamak bir cesaret, güç, şevk, ümit, irade işidir. İnsan bu gücü en güzel iki şekilde bulabilir. Yaşadıklarını inceden inceye tefekkür ederek, muhasebe yaparak, “nereden geliyorum, nereye gidiyorum, bu dünyada işim ne” sorularının cevaplarını arayarak bulabilir ki, ehl-i dünyanın, ehl-i gafletin, hatta gayr-i Müslimlerin ihtida yolculuğu, yani “her şeye yeniden başlama” serüveni bu şekilde gerçekleşir.

Ehl-i imanın yeniden başlamaya dair iradesinin, cesaretinin,  şevkinin kaynağı ise bizzat inancından kaynaklanır. Zira inandığı Allah, ona her gün yeni bir sayfa açmakta, her günün içerisinde onu beş vakitte muhasebeye çağırmakta ve aslında yenilenmeye, tazelenmeye, her şeye yeniden başlamaya davet etmektedir.

Dünün kirlerini, günahlarını bugünün sayfasına yazmayan, sabahın yanlışını ikindinin inkılâbına yerleştirmeyen merhametli bir zatın, kuluna muamelesi, “her şeye yeniden başlamanın” en büyük dinamiği olsa gerektir.

Kızını diri diri toprağa gömüp, İslâm’la şereflendikten sonra pişmanlık yaşayıp Resulullah’ın (asm) huzuruna gelen, gözyaşlarıyla pişmanlığını defalarca ifade eden ve ümitsizliğe düşen bedeviye, Peygamber tavsiyesi de ne kadar manidar, ne kadar ümit vericidir. Bu bedeviye, yaptığı yanlışı, birkaç defa anlattırıp, her defasında da kendisi de ağlayan Resulullah’ın (asm) “Allah cahiliye döneminde işlediğiniz bütün günahları affetti. Haydi, artık her şeye yeniden başla!” cümleleri ne kadar da ümit verici, cesaret verici ve irade onarıcı cümlelerdir.

Güzel başlangıçlara yeniden adım atma duasıyla.

BENZER KONUDA MAKALELER:

Kur’ân’ı öğrenmelisin! Henüz hayatının baharındasın. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan önemli bir merhale atladın, sadece bir basamaktı geride bıraktığın ve bir adımdı yol aldığın. Geçirmişliklerinle, pişmanlıklarınla, vazgeçmelerinle, yarıda bıraktıklarınla bir gelecek ku...
Hutbe-i Ezelî’nin ötekisi olmak Kitap okurken nasıl bir yöntem izliyorsunuz? Kimisi bir kalem aracılığıyla etkilendiği, beğendiği satırları çizer, kimisi yanında bir defter bulundurur, not alır, özet çıkartır. Kimisi kitap üzerine konuşarak, müzakere ederek zihninde sabitlemeye çal...
En küllî muarrif İnsanlar olarak şu varlıklar âlemine yaratılış ile girdik. İnsan kervanı olarak dünya çölünde yola çıkmış giderken, kâinat, hikmeti önümüze çıkardı ve bize şu sualleri sordu; “Necisiniz? Nereden geliyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz? Sultanınız kimdir? H...
Kur’ân bize yetmez mi? Kur'ân-ı Kerîm, 1400 sene evvel, Arş-ı A'zam’dan bizim dünyamıza nüzul etmişti. Cenab-ı Hak, Kur'ân-ı Kerîm ile bizim seviyemize tenezzül etmiş, bizi onurlandırmıştı. Kur'ân yeryüzünü aydınlatarak aynı zamanda rehberimiz olmuştu. Bediüzzaman Hazre...
Bir hakikatin adı: Mu’cize-i Kur’ân Mu'cizelerin kaynağı olan Kur'ân-ı Kerîm, şu kâinat kitabının ezelî bir tercümesi, İslâm âleminin güneşi, insan âleminin mürebbîsi, hem bir şeriat kitabı, hem bir dua kitabı, hem bir emir ve davet kitabı, hem zikir kitabı, hem de Allah’ın (cc) kelâmı...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*