YAZMAK SOYLU BİR İBADETTİR

Kâinat, Rabbimizin yazdığı sonu gelmez, oku oku bitmez bir mektup. Okuru bol olsun, diye insanlar yaratılmış. Okumayı öğretmek için de Kur’ân gönderilmiş. Allah’ın ilk emri “oku”. Demek, okumasını bilmeyen yazamıyor.

Yazmak hayatın sırrını çözmektir. Kalemle kazı yapmaktır. Kendini okumaktır. Kalemle dokumaktır. İnsan yazarken her seferinde yeniden kendini okur.

Her şey kader kitabında yazılmıştır. Yazar kaderde ne yazılmışsa onu yazar. Kaderini, yazgısını, alınyazısını yazar. Zamanla hayatı Rabbanî mektup olur, varlığa kendini okutur.

Fotoğraf: Murat Sayan

 

 

Yazarın mirası yazıdır

Kader ile kabir kardeştir. En güzel yazı kader kitabından devşirilen harflerle kabir taşına yazılandır. Yazmak, var olmaktır. Geleceğe kalmaktır. Kalbi temize çekmek, kalemle ebedîleştirmektir.

Yazmak ve yaşamak karı-kocadır. Yaşamayan yazamaz. Yazsa da etkisi olmaz. Kendi nefsini ıslah edemeyen başkasını nasıl ıslah etsin? Yaşamayı bilmeyen yazamaz, yazmayı bilmeyen yaşayamaz.

Kendisine Kur’ân indirilen Söz Sultanı (asm) kalemsizdi. Ne okuması, ne de yazması vardı. Talebesi Bediüzzaman’ın okuması vardı, ama yazması yoktu. O (asm) hayatıyla muhteşem bir kitap yazdı. Bediüzzaman yaşadıklarını yazan adamdı. İkisinin de her kültürden insana kendilerini okutabilmesi, yaşamları ile yazdıkları arasındaki ahenkten kaynaklanıyordu.

Yazı kalbe atılan imzadır. Okumasını bilmeyen yazmamalı. Okumak ham meyvedir. Yazdıkça olgunlaşır insan. Okumak doldurur, yazmak boşaltır.

Yazmak aşk gibi çileli ve yorucudur. Emektir, sanattır. Gerçek yüzümüzdür. Bu yüzden, edebiyat ebedîyet vaat etmeli. İleride (ahirette) ne olmak istiyorsak onu yazmalı.

 

Yazıcı melekler: Nur Talebeleri

Ağızdaki dil ölür. “Sabit ve bir derece daim olan kitabın lisanı” yazı ebedîyyen yaşar. Yazmak ibadet, tövbe, nedamettir. Kısa bir ömürde hadsiz günahlara kefarettir. “Hilâf-ı âdet olarak, gizlemesi lâzım gelen, Rabbime karşı kalbimin tazarru ve niyaz ve münâcâtını” yazmamın sebebi “ölüm, dilimi susturduğu zamanlarda, dilime bedel kitabımın söylemesinin kabulünü rahmet-i İlâhîye’den rica etmektir.” (17. Lem’a)

Yazı Rabbe ulaşmaktır. Yazıcı Melekler her hâlimizi kaydeder. Gerçek yazar melektir. Kötüler güzel şeyler yazamaz, yazsa da kalıcı olmaz. Kötülüğün kol gezdiği bir dönemde melek gibi Nur Talebeleri, bütün engellere rağmen Üstadın, ‘Yaz kardeşim” sözüyle Risaleleri yazmışlar, hakikatin taşıyıcılığını yapmışlardır. Savlılar bin kalemle Nur’ları yazmışlardır. Yakup Cemal vefat edinceye kadar 58 sene yazar. Öyle ki yazmaktan kürek kemiği kamburlaşır. Büyük Ruhlu Küçük Ali 50 yıl boyunca evinden çıkmadan, kalbine kadın koymadan yazar. Hüsrev Altınbaşak aynı şekilde yazar, “Yazıcılar” denilen kalemlerin öncülüğünü yapar. Hafız Ali aşkla Risale yazarken ve okurken vefat eder.

İnsanın en değerlisi kalbidir. Değeri de ancak söz ile ölçülür. Yazı istiridyenin içindeki incidir. Kalb istiridyedir. Yazmak kalbteki inciyi çıkarmaktır. Bediüzzaman’ın kalbinde dünyaya yer yoktu. Nur’lar kalbindeki incilerdir. Yazı yazılıncaya kadar yazarın, yazıldıktan sonra okurun malıdır. Nur Talebeleri Risaleleri kendi malı bilip sahip çıkmışlardır. Elmas kalemleriyle kâğıtlara işlemişlerdir. Eskiden sevenler mektup yazarlar, mendil işlerlerdi. Savlı, Barlalı kızlar yazdıkları Risaleleri çeyizlerine koyarlardı.

Üstad nefsini muhatap alıp kendini yazdığı için bütün dünyada okur bulabilmiştir. Herkesin kalbi ve sözü olabilmiştir. Herkes onda kendinden bir hikâye bulabilmiştir.

Yazmak bir kalbi muhafaza ettiği gibi kültürü de muhafaza eder. Din dil ile başkalarına aktarılır. Yazıya dayanmayan din ve kültür kalıcı olamaz. Nur cemaati kaleme dayalı kültür hareketidir. Nur Talebeleri Kalem Kahramanları’dır. Yazanlar yüz şehid sevabı kazanabilir.

Zeyl: Risale ile tarihe geçen Bediüzzaman, “Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde fani dünyada bıraktığın eserlere kıymet verme” demiştir.

Şimdi soralım kendimize: Bizi ahirette kurtaracak bir eser var mı elimizde?

 

 

 

Mustafa Oral
mustafaoral74@hotmail.com

BENZER KONUDA MAKALELER:

Kur’ân’ı öğrenmelisin! Henüz hayatının baharındasın. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan önemli bir merhale atladın, sadece bir basamaktı geride bıraktığın ve bir adımdı yol aldığın. Geçirmişliklerinle, pişmanlıklarınla, vazgeçmelerinle, yarıda bıraktıklarınla bir gelecek ku...
Ömre ömür katan gece: Kadir Gecesi Bazı mevsimler vardır ki, tarlaya bir tohum atılır, o tohum onlarca sümbül verir. Her bir sümbül de yüzlerce meyve verir. Böyle mevsimlerde toprağın verimi oldukça yüksektir. Çiftçiler bu mevsimlerde bolca ekim yapar ki, üretim çok olsun, çokça ka...
Hutbe-i Ezelî’nin ötekisi olmak Kitap okurken nasıl bir yöntem izliyorsunuz? Kimisi bir kalem aracılığıyla etkilendiği, beğendiği satırları çizer, kimisi yanında bir defter bulundurur, not alır, özet çıkartır. Kimisi kitap üzerine konuşarak, müzakere ederek zihninde sabitlemeye çal...
En küllî muarrif İnsanlar olarak şu varlıklar âlemine yaratılış ile girdik. İnsan kervanı olarak dünya çölünde yola çıkmış giderken, kâinat, hikmeti önümüze çıkardı ve bize şu sualleri sordu; “Necisiniz? Nereden geliyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz? Sultanınız kimdir? H...
Kur’ân bize yetmez mi? Kur'ân-ı Kerîm, 1400 sene evvel, Arş-ı A'zam’dan bizim dünyamıza nüzul etmişti. Cenab-ı Hak, Kur'ân-ı Kerîm ile bizim seviyemize tenezzül etmiş, bizi onurlandırmıştı. Kur'ân yeryüzünü aydınlatarak aynı zamanda rehberimiz olmuştu. Bediüzzaman Hazre...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*