Işınlanma Bulundu mu?

Bu ay biraz uzunca, ama çoook gizemli bir olayı konu alıyoruz.
Geçen ay bonus bilgide bahsettiğim Philadelphia Deneyi’ni şimdi detaylıca anlatmayı deneyeceğim. Deneyeceğim, çünkü elimde yeterli veri yok. Hatta, deneyin yapıldığıyla ilgili resmî hiçbir bilgi ortada yok. Zaten böyle bir deneyin varlığı bile, deneyden 12 sene sonra olayın şahitlerinden birinin bir araştırmacıya yazdığı mektupla ortaya çıkıyor. Deneyde bulunan Amerikan donanmasının askerleri olayı yalanlıyor. Deneyin varlığını diğer insanlara duyuran Carlos Miguel Allende bile bir süre sonra anlattıklarının yalan olduğunu açıklıyor. Ama daha da sonra tekrar, anlattıklarının gerçek olduğunu söylüyor. Yani anlayacağınız kafalar biraz karışık. 🙂

Bu deneyle Amerikan ordusu, 2. Dünya Savaşı esnasında gemilerini radarlara yakalatmadan Rusya kıyılarına götürmeyi ve onları hazırlıksız yakalayıp taarruza geçmeyi amaçlıyor. Bu yüzden de içlerinde Albert Einstein ve Dr. Nikola Tesla’nın da olduğu bir ekip, geminin görünmez olması için çalışıyor. Yani başta yapmak istedikleri şey, gemiye gelen ışığı ve radar sinyallerini kırarak ya da bükerek gemiyi görünmez yapmak. Bunu yaparken bazı fizik kurallarından ve yüksek manyetik alandan faydalanıyorlar. Ve 1943 yılının Temmuz ayında ilk deneme yapılıyor. İçinde mürettebatın da olduğu gemiye yüksek manyetik alan uygulanıyor. Gemi yeşilimsi bir sisin içinde yavaşça silinmeye başlıyor, sonra tamamen kayboluyor. 15 dakika sonra gemiye verilen enerji kesiliyor ve gemi kaybolduğu gibi yavaş yavaş görünmeye başlıyor. Gemiye bakıldığında mürettebatın bilinçlerini kaybetmiş gibi davrandıkları, kimisinin de gemiden dışarı kustuğu görülüyor. O gemideki askerler tahliye ediliyor ve aynı gemiyle ikinci bir deneme yapma kararı veriliyor.

Ekim 1943’te deney, yeni bir mürettebatla tekrarlanıyor. Bu sefer ilginç bir şey oluyor ve gemi görünmez olduktan birkaç dakika sonra yaklaşık 640 km uzaklıkta ortaya çıkıyor. Orada göründükten sonra yeniden kayboluyor ve baştaki kıyıya geri dönüyor. Yani beklenmedik bir şekilde bilim adamları görünmezliği bulmaya çalışırken ışınlanma olayını da keşfetmiş oluyorlar. Ama bu sefer mürettebatla ilgili daha büyük bir problem gözleniyor. Bazılarının vücutlarının bir kısmı görünmez oluyor, bazıları bilinçlerini kaybediyor, bazıları da eriyen ve sonra yeniden katılaşan levhaların içinde kalıyor. İlerleyen zamanlarda bu askerlerden bazılarının yolda yürürken birden kaybolduğu ve sonra yeniden ortaya çıktığı görülüyor. Kaybolanlarsa ellerine ya da yüzlerine dokunularak geri getirilebiliyor.

Deneyin varlığının anlaşılması ise şöyle oluyor: Carlos Miguel Allende adlı denizci, deneye baştan sona şahit olduğunu anlatan bir mektup yazıyor. Bu mektubunu, o zamanlar UFO’lar üzerinde çalışan bir gökbilimci olan Morris K. Jessup’a gönderiyor. Jessup başlangıçta Allende’ye inanmıyor ve ondan biraz daha detay istiyor. Allende ise delilinin olmadığını, ama isterse hipnoz ile bildiklerini ortaya çıkartabileceklerini yazıyor.

Hipnoz yaptırdı mı bilmiyoruz, ama daha sonra Jessup, Allende’nin doğru söylüyor olabileceğine dair bir belge buluyor. Fakat Allende’nin mektupları gönderdiği adres terk edilmiş bir çiftlik olduğu için ona ulaşamıyor. Jessup bu konu hakkında biraz daha araştırma yapıyor. Amerikan donanmasıyla irtibata geçiyor ve elde ettiği bilgileri dosyalıyor. Bir gün bir arkadaşıyla sözleşiyorlar, akşam yemeği yemek ve deney hakkında konuşmak için. Fakat o gün Jessup arabasında ölü bulunuyor. Üstelik arabadaki dosyalar da ortadan kayboluyor. Yapılan açıklama Jessup’un intihar ettiği yönünde, ama arkadaşları onun intihar edecek birisi olmadığını söylüyor. Geri kalan kısımsa büyük bir soru işareti…

Sitemli Not: 1984’te çekilen “Philadelphia Experiment” filminden öğreniyoruz bugün bildiğimiz çoğu bilgiyi. İnşaallah bu konuya bir açıklık getirilir. 21. yüzyılda, “yok uçan arabalar olacak, yok ışınlanacağız” diyorlardı, biz hâlâ metrobüs… Bu nasıl teknoloji böyle?

 

 Kaynak: wikiwand.com/tr/Philadelphia_Deneyi

BENZER KONUDA MAKALELER:

Beyninin yerinde koca bir boşluk olan adam İlgili olanlarınız bilecektir ki, beyinle ilgili yapılan bütün çalışmalar biraz eksik. Çünkü bilim tarafından hâlâ sınırları çizilememiş, fonksiyonları tam olarak ortaya konulamamış bölgeler var beyinde. Hem araştırma için kullanılacak materyaller...
Beyin hücreleri yenilenir mi? (Yazıda bulunan avam tabirlerim için tüm bilim dünyasından özür diliyorum.) Benim çocukken öğrendiğim, ama geçmişi yaklaşık 100 yıla dayanan bir bilgi var: Beyin hücreleri yenilenmez. Bu bilgiye göre; beynimizdeki hücrelerin hepsi doğuştan gelir, ...
Ekmekten de soru mu olurmuş? Bak ne anlatacağım sana bu ay Keçeli! Geçen gün akşamüzeri ekmek almak için fırına gittim. Fırıncıya, —Bana iki tane pişmiş ekmek verir misiniz? Dedim. Önce şaşırdı. Sonra duraksadı ve cevapladı: —Hamur satmıyoruz ya kızım, bak hepsi p...
Neden hayatımın ilk birkaç yılını hatırlayamıyorum... İlk gözyaşımızı, ilk adımımızı, ilk sözcüğümüzü hatırlasak ne güzel olurdu değil mi? Kendimizle ilgili bilgileri başkalarından öğrenmemize gerek kalmaz; İlk kime güldüğümüzü, çıkan ilk dişimizle kimi ısırdığımızı hatırlar gülerdik. Ama hatırlayamıyor...
Etkili Çalışma İçin Süper 2 Yöntem! Merhaba Keçeli; Okul, dersler, sınavlar derken yoğun bir döneme attık adımımızı. Geçenlerde okuduğum birkaç makale, aklıma yeni çalışma alternatifleri getirdi. Belki sana da bir fikir olur diye yazıyorum. Norman Triplett isimli bir psikoloğun 189...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*