DUMAN ADAMLAR’IN KORKULU DÜŞMANI: ZAMANIN KAHRAMANI MOMO

Pek sevgili kitaplık okuyucuları;
Yılın ortasından, yazın sapsarı sıcağından selamlar olsun!
Duydum ki, aramızda işinin gücünün boyu gökdelenlerle yarışan, çok çalışsa da yaptığından keyif alamayan, sebepsiz yere bir hayli sıkılan ‘bay/bayan çokacelemvar’lar bulunuyormuş. Ay bak sizi çok iyi anlıyorum! Sabahtan akşama, ay başından sonuna, mevsimden mevsime yapacak o kadar çok işin olur ki, sarı çiçeğin gözlerine bakmaya vakit bulamazsın, belki yalnızca kokusu çalınır burnuna. O çok merak ederek aldığın kitap aylarca çantanda bütün şehri gezer, oysa kitabı yarılayamamışsındır bile. Çocukken döke saça, güle eğlene annenin yaptığı yemeklere maydanoz olduğun halde, artık en kısa sürede hangi yemeği yapabilirimin kitabını yazacak kıvama gelmişsindir.

Bir dakika, bir dakika!

Yoksa,

Acaba

Biz

de

mi

DUMAN ADAMLAR tarafından ele geçirildik?

‘Duman Adamlar da kim?’ dediğinizi duyar gibiyim. Duman Adamlar’ın kim olduğunu ve planlarının ne kadar dehşetli olduğunu anlayabilmeniz için önce size Momo’nun hikâyesinden bahsetmem gerekir.

Momo, şehrin dış çeperlerinde eski bir açık hava tiyatrosunun küçük bir odacığında yaşayan kimsesiz, küçük bir kız çocuğu. Momo’nun nereden geldiği, kim olduğu, yaşı ve soyadı kendisi dâhil kimse tarafından bilinmiyor. Öte yandan Momo, semt sakinleri tarafından çok seviliyor, çocuklar onsuz oyun oynayamıyor, büyükler ona uğramadan gün geçirmiyor. Neden mi? Çünkü küçük kız çok iyi bir dinleyici. Öyle bir dinliyor ki; en güzel hikâyeler o dinlerken ilham olunuyor, küsler onun yanında barışıyor, en eğlenceli, en sürükleyici oyunlar onunlayken oynanıyor. Oysa Duman Adamlar’ın habersizce kenti ele geçirmesiyle Momo dostlarını birer birer kaybetmeye başlıyor. Kaybetmek derken, kent sakinleri “zaman tasarrufu” ile öylesine meşgul olmaya başlıyorlar ki eski dostlarla iki dakika sohbet etmeye ya da çocukların başlarını okşamaya vakit bulamaz hâle geliyorlar. Tabii ki tüm bunlar Zaman Tasarrufu Şirketi’nin insanların zamanını çalmak için kurdukları planın bir parçası!

Zaman Tasarrufu Şirketi’nin insanları nasıl değiştirdiğini anlamak için Berber Fusi’ye neler olduğuna bir göz atmak yeterli. Fusi Duman Adamlar ile “zaman tasarrufu” anlaşmasını yapmadan önce; şen şakrak, sabahtan akşama bir yandan makas şakırdatıp bir yandan müşterileriyle gevezelik eden, işini severek yapan başarılı bir berberdir. Bir gün hayatının boşa geçip gittiği hakkında karamsar düşüncelere kapılmışken XYQ/384/b numaralı temsilci -duman adam- dükkânına gelir ve bu gelişle Berber Fusi tümden değişir. “Zaman tasarruf edeceğim” diye yaşlı annesini huzurevine gönderir mesela. Çene çalmadan, hızlı hızlı, soğuk bir şekilde yapmaya başlar işini. Her gün uğrayıp çiçek götürdüğü Bayan Daria’nın yanına gitmeyi bırakır. E öyle ya, tekerlekli sandalyeye mahkûm Bayan Daria’ya her gün yarım saat harcamanın neresi kârlı! Ayrıca değerli zamanını şarkı söylemek, kitap okumak gibi manasız meşgalelerle ziyan etmekten vazgeçer. Bu kadar tasarrufun yanında beslediği muhabbet kuşunu da def eder, ne de olsa ona bakarken bir sürü zamanı çarçur oluyordur. Büyütmeye gerek yok, bunlar “modern dünya”nın gereklilikleri!

Büyük kentin sakinlerinin ne Duman Adamlar’dan ne de onların planlarından haberleri vardır. Farkında olmadan hepsi Zaman Tasarrufu Şirketi tarafından ele geçirilirler. Oysa Momo, Duman Adamlar’ın kötü emellerini birinci ağızdan duyarak haberdar olur, onlar insanların zamanlarını çalıp bununla var oluyorlardır. Bunu öğrenen Momo tabii ki eli kolu bağlı duramaz ve Duman Adamlar’a karşı arkadaşlarını da toplayıp kıyasıya bir mücadeleye girişir.

Küçücük, evsiz bir kızın zaman hırsızlarına karşı savaşını okurken, zaman dağıtıcısı Hora Usta ve onun harikulade kaplumbağası Kassiopeia’yla tanışacaksınız. Bir de Çöpçü Beppo ve Turist Rehberi Gigi var tabii, Momo’nun en yakın dostları.

Duman Adamlar’ın amacını öğrendik. Peki, ya biz de zamanı hırsızlanan kent sakinlerinden biriysek? Siz de bazı bazı yanlış şeylerden tasarruf ettiğinizi hissetmiyor musunuz?

Hepimizin hayatı ve “zaman” üzerine pek çok sırrı keşfettirecek bir kitap, Momo. Öte yandan o yıkılmaz sandığımız, değişmez diye ümidimizi kestiğimiz sistemleri (sistemi bırak kendimizi bile) değiştirmek için de yalnızca bir -1- Momo yetiyor demek. Hadi kabul edelim, en yalın sistem eleştirileri, dillendirmeye cesaret edemediğimiz en üstü örtülü gerçekler ve hayatımızı değiştirecek en dokunaklı sözler çocuk kitaplarında yazıyor.

Momo: Biraz hayâl gücü, biraz fantezi ve çokça gerçek! Michael Ende’nin bu müthiş kitabı 30 dile çevrildi ve pek çok kişinin hayatını değiştirdi. Peki, siz okumak için hangi zamanı bekliyorsunuz? E zaman bu, şakaya gelmez, benden söylemesi.

 

Altı Çizilesi Satırlar

  • Zamanın bu garip kısalığı uzunluğu, o saat içinde yaşanan olaylara bağlıdır. Çünkü zaman, hayatın kendisidir. Ve hayatın yeri yürektir.
  • Bu saatler sadece benim eğlencem. Bunlar her insanın göğsünde taşıdığı şeyin basit birer taklidi yalnızca. Çünkü nasıl gözleriniz görmeye, kulaklarınız duymaya yarıyorsa, insanın yüreği de zamanı algılamaya yarar. Kör bir insan için gökkuşağının renkleri ve sağır bir insan için kuş sesleri nasıl boşunaysa, bütün bir yürekle algılanmayan zaman da öyle boşa gider, kaybolur. Ama ne yazık ki, düzgün çarpmasını bildiği hâlde kör ve sağır olan nice yürekler vardır.
  • İçlerinde oturacak kişilere uygun olup olmadıklarına bakılmadan herkes için örnek evler yapıldı. Gereksiz bulunan şeyler kaldırıldı. Aslında her aileye ayrı bir model yapmak gerekirdi, ama tek tip evler hem ucuz oluyor, hem de çok daha kısa zamanda bitiriliyordu. Büyük kentin kuzeyinde şimdi dev gibi yeni binalarla bir mahalle kurulmuştu. Birbirinin tıpkısı olan, kışla gibi dört köşe yapılar sıra sıra uzanıyordu. Evler aynı olduğu için sokaklar da birbirine benziyordu. Bu tek tip yollar çoğala çoğala ufka kadar dayandılar. Tıpkı düzgün bir çöl gibi!
  • “Zaman tasarruf edeyim” derken, aslında başka şeylerden tasarruf ettiğinin kimse farkında değildi. Hayatlarının gittikçe daha zavallı, daha tekdüze ve daha soğuk geçtiğini kavramak istemiyorlardı. Bu gerçeği sadece çocuklar, taa yüreklerinde hissettiler. Çünkü artık kimsenin onlara ayıracak zamanı yoktu.
  • İnsanlar zamandan tasarruf ettikçe, zaman azalıyordu.

 

 

Nuriye Sultan Kostak
nuriyesukostak@gmail.com 

BENZER KONUDA MAKALELER:

Dünyanın en süper marketi: Dedemin Bakkalı “Çocukların yetişkinlerle iletişimde dikkat etmesi gereken hassas konular bu kitapta. Tam on madde. Oku ve dikkat et… Sana bir sır vereyim: Yetişkinler... Her yerdeler…” Şermin Yaşar (Çarkacı)'ın dedesinin bakkalında çıraklık yaptığı yıllarınd...
Bırakma Kendini “İnsanız. Ten kafesinde yaşıyoruz. Bilinmezliklerle dolu bir hayatta var olmaya çalışıyoruz. Bedenimiz zayıf, algımız kısıtlı, güçlerimiz sınırlı. Bazen yorgun, bazen bıkkın, bazen sıkılgan oluyoruz. Bazen alıngan, bazen kırılgan, bazen de somurtkan ...
Farklı hayat hikâyelerini buluşturan karayolunda b... Pek sevgili, çokça okuyan, okudukça hayreti artan kitaplık okuyucuları! Bu soğuk havalarda içinizi ısıtacak sımsıcacık bir kitap önerim var size. Mustafa Kutlu'nun kaleminden Mavi Kuş... Kuş dedimse havada uçan kuştan bahsetmiyorum, Deli Kenan'ın mav...
Psikoloji Rafı Selam olsun Keçeliler; Bu ay dergimizin kapak konusu psikoloji, biz de fırsattan istifade sizlerle, okuduğumuz, faydalandığımız, sizin de faydalanacağınıza inandığımız psikoloji kitaplarını paylaşalım dedik. Evet evet, kitap-lar… Psikoloji gibi ço...
İnsanî İlişkilerde İlahî Ölçü Biliyorsunuz, geçen ayki kapağımız “Beni Etiketleme”; Ön yargı, peşin hükümlülük ve yaftalama üzerineydi. Daha genel ifade etmek istersek, insanın insanla ilişkisinde ortaya çıkan pürüzler üzerine bir okuma gerçekleştirmiştik. “İnsanın kendisinden ba...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*