OKU’MADAN GEÇME EY SEN…

Değerli Genç Yorum Okuru;

Dergini eline alıp, bu satırları okuduğuna göre, hayat devam ediyor. Hayatı verene binler hamd…
Bu hayat nimeti elbette bir şükür istiyor. Şükrü eda etmenin sadece ibadetlerimizle olmayacağını bilmemiz gerekiyor. Hayata kemâl bulmak, madden ve mânen ilerlemek için gönderildik, bu ise ancak ilimle mümkün. Âlim olan Allah’ın, Hz. Adem’i (as) yaratıp ona bütün isimlerini öğretmesi, şüphesiz Adem’in oğullarına rehber tayiniydi. İnsanlığın babası Adem (as) ve ondan sonra gelen tüm peygamberler ile son peygamber, rol model Hz. Muhammed (asm) Allah’ın ilimlerinin, Rab müfredatının başöğretmenleri oldular. Ademoğlu; bilmeye dair her şeyi Allah’ın peygamberleri ve kitapları ile öğrendi, öğreniyor, öğrenecek…
Bu noktada bilimi dinden bağımsız düşünmek, ikisini birbirinden ayırmaya çalışmak, güneşe gözünü kapatmaktan başka bir şey değildir. Bundandır ki, asrımızın âlimi Bediüzzaman Said Nursî Medresetü’z-Zehra gibi eşsiz bir eğitim projesiyle asra damgasını vurmuştur. Fen ve din ilimlerinin beraber okutulmasının lüzûmunu ömrünün sonuna dek ifade etmiş, böyle bir eğitim sisteminin hayata geçmesi için gerekli adımları dahi atmıştır. Bediüzzaman Hazretleri’nin kapağımıza da taşıdığımız şu tespiti, Medresetü’z-Zehra projesinin önemini ve mahiyetini çok veciz bir şekilde ifade etmektedir:
“Vicdanın ziyası, ulûm-u dîniyedir(dinî ilimler). Aklın nuru, fünun-u medeniyedir(medeniyet fenleri). İkisinin imtizacıyla(birleşme/uyuşma) hakikat tecellî(ortaya çıkma) eder. O iki cenah(kanat) ile talebenin himmeti pervaz(uçmak) eder. İftirak(ayrılma) ettikleri vakit, birincisinde taassup(körü körüne bağlılık), ikincisinde hile, şüphe tevellüd (doğma) eder.” –Münazarat
Bu tespitin anlaşılması, asrımızın gençliğinin böyle bir eğitim sistemi ile eğitilmesi çok önem arz etmektedir. Genç Yorum olarak bu mühim hakikati hatırlatmayı vazife bildik. Gençlerin bakış açılarının ağırlık kazandığı bu sayımızın, istifadeye medar olmasını temenni ediyoruz. Konu çok önemli, pek çok boyutu var. Biz naçizane birkaç yönüyle konuya temas edip, belli eleştiriler ve öneriler sunarak, mevzuya farkındalık kazandırmaya gayret ettik. Bu sayımızın eğitim sistemimizin aksaklıklarının giderilmesi yolunda fiilî bir dua olmasını umuyoruz.
Eğitimin özgürlükle çok yakından ilgisi olduğuna kaniyiz. Malûmdur ki, kanadı olmayan bir kuş uçamaz, özgür olamaz. Tek kanadı olan bir eğitim sistemi de tutsak ve topaldır. Bu sebeple “EĞİTİMe çift kanat ŞART” diyoruz. Medeniyet fenleriyle birlikte dinî ilimlerin okutulmasının öneminin altını çizerken; akılları ve kalpleri uyum içinde, Yaratıcısından haberdar ve O’nun emir ve yasaklarına uyan, ilim aşığı, İslâm kahramanı, bilim ve medeniyette öncü bir neslin yetişmesine dua ediyoruz. Sözünü ettiğimiz eğitim metodu başlı başına akademik çalışmalar isteyen derin bir mesele, bir sistem… Biz bu sayıda sadece meseleye atıfta bulunuyor ve zihinleri Risale-i Nur’a havale ediyoruz. Konu üzerine araştırma yapmak isteyenlere de Köprü Dergisinin 99/Güz “Eğitim” sayısını öneriyoruz. Eski ama eskimeyen bu sayının sorularınıza cevap olacağı kanaatindeyiz. Bu derin ve çok mühim mesele elbette yeni araştırmalar ve çözümler istiyor. Bunun da ümitvar olduğumuz gençler tarafından gerçekleşmesini bekliyoruz. Biz dürtüyoruz, sizler harekete geçeceksiniz inşaallah.
Eğitime çift kanat ihtiyacını dile getirirken, vurgumuzu genel olarak; bilgi yükü altında ezilen, birer yarış robotu olan, özgürlüğünden mahrum bırakılmış bireyler değil, sevgi ve şefkatle yetiştirilen, öğrendiği her bilgiyi insanlığa hizmet etmekte kullanacak olan, Hakkı razı etmeye odaklı, fıtratlarının muhafazasını önemseyen bireyler yetiştirilmesi noktasında yaptık.
Bu vesile ile mümkün olan en iyi, en sağlıklı, en faydalı şekilde eğitmenlik görevini yapan, kendini mesleğine adamış tüm öğretmenlerin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü tebrik ediyoruz. Allah böyle eğitimcilerden razı olsun ve sayılarını arttırsın inşaallah.

 

201611

BENZER KONUDA MAKALELER:

KÂİNATIN AŞK PENCERESİ “Hem, kâinat kalbindeki ciddi aşk, bir Mâşuk-u Lâyezalîyi gösterir. Evet, ağacın mahiyetinde olmayan bir şey esaslı bir sûrette meyvesinde bulunmadığı delâletiyle, şecere-i kâinatın hassas meyvesi olan nev-i insandaki ciddi aşk-ı lâhutî gösterir ki, ...
NEFESİMİZ KESİLMEDEN… “İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar.” Hz. Ali’den mevkuf bir hadis olarak rivayet edilen bu söz oldukça düşündürdü beni. İnsanın dünyadaki oyun ve oyalanmasının öz bir tarifi adeta. Bu sayıda “Helal yaşamak” üzerine zihinim yoğunlaşmışken, insan...
KENDİNİ BİLMEK, KENDİNİ BULMAK… Değerli Okur; Her ay vakit gelip de bu satırları kaleme aldığım anlar, ‘yaklaşık bir ay boyunca süren dergi hazırlığı aşamasının “ruhunu” nasıl yansıtabilirim’, hassasiyetiyle dolu anlar oluyor. Kapak konumuz belirlendiği andan itibaren zihnimde bir...
BANA ÖN YARGINI SÖYLE, SANA KİM OLDUĞUNU SÖYLEYEYİ... “Belki de insan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu.” der George Orwell. Sevilmek bizi en çok mutlu eden şeylerin başında geliyor. Sevdiğimiz insanlar tarafından anlaşılamamak da bizi en çok üzen şeylerden desem, sanırım abartmış olmam. Bu durumda,...
14 YAŞINDAYIZ! Merhaba Sevgili Okur; Bu ay, seninle buluşmuş olmanın heyecanını ayrı bir yaşıyoruz. Çünkü bundan tam 14 yıl önce, etrafımızda olup biten her şeyi gençlerin yaklaşımıyla yorumlama temel prensibiyle dergimiz yayın hayatına başladı. Ve başladığı günde...

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*