İslâm’a yanlışlarla hücum

Paris cinayeti Avrupalılar açısından güzel bir imtihan oldu. Daha önceki benzeri provokasyonlarda, medya rahatlıkla İslâm ile terörü aynı kefeye koyabiliyordu. Bu defa o yanlışa düşmedi… Başta kilise olmak üzere, siyasetçi kanadı, gazeteler ve fikir adamları yapılması gerekeni yaptılar… Belki de; Orta Afrika’da Boko Haram’ın, Kenya ve Somali’de Eş Şebab’ın, Suriye ve Irak’ta El Kaide, El-Nusra ve IŞİD’in, Afganistan’da Taliban’ın ve Türkiye’de PKK’nın tamamen yeni muhafazakâr tezgâhlarda üretildiğini Avrupa aydınları görmeye başladı. Bu husus hem dünya barışı, hem demokrasimiz ve hem de Avrupa-Asya münasebetlerinde fevkalâde güzel bir gelişmedir. Nispeten demokrasinin kontrolünde görülen gazeteler ve resmî ekranlar bu çerçevenin dışına fazla çıkamadılar… Bu defaki tahribatın daha çok sosyal medya denilen “keyfî neşriyat” boyutunda yaşandığına şahit olduk.

Sosyal medyanın yüzlerce masumun kanına girdiğini, Avrupa ülkeleri göremez ve tedbir alamazlarsa, bu ateşin kendilerini de yakacağını, biz de Gorbaçov’la birlikte seslendirelim. Gene Shearp’ın yoldaşlarının çoğaldığını PEGIDA olayında üzülerek görüyoruz. Julian Assange’ın başlattığı WikiLeaks sızıntıları, Hiroşima ve Nagazaki felâketinden daha ağıra mal oldu dünyaya… Suriye’de, Libya’da, Bahreyn’de ve Yemen’de gençleri sokak tedhişine yöneltenlerin adreslerini AB yetkilileri bizden daha iyi biliyor. Charlie Hebdo bahanesiyle sosyal medya ağlarında İslâm’a ve Müslümanlara hakaretin ve onları tehdidin, AB ülkelerinin emniyetlerince mutlaka gündeme alınacağına inanıyoruz. Avrupa’daki Müslümanlardan ziyade komünistlerle demokratları ilgilendiren bu tahrik ve tırmandırmayı idareciler durdurmazlarsa Neocon ve Neoliberaller yeni yeni senaryoları oynamaya devam edecekler gibi… Sosyal medyayı, bilhassa Almanya ağlarını takip edenler, ikinci Avrupa’nın “cemaatî” sistemde, heyetlerde ve sistematik bir biçimde İslâmiyet aleyhinde iftira ve yanlış bilgilerle yayın yaptığını görecekler. Kur’ân’daki âyetlerin zahirî mânâlarını, yorumla anlaşılacak müteşabih hadisleri çarpıtan ve bazı istisnaî uygulamaları genelleştiren dehşetli bir taarruz uygulanıyor İslâmiyet’e…

27

Selefî bakış ve Kâ’b Bin Eşref meselesi…

Siyasal İslâm’ın, Selefî bakışı ile Marksist ihtilâlciler arasında ince alâkalar bulunmaktadır. İslâm coğrafyasında Müslümanlara vatanlarını dar ettiren ve oluk oluk kanlarını akıtan terör örgütlerinin inşasında ‘Selefî harcı’ hiç kimse inkâr edemiyor. Avrupa’daki Selefî hareketin, hem Fransa, hem de Almanya hükümetlerinde koruma ve kollama gördükleri medyada hayli yazıldı, çizildi. İşte bu Selefîler’in yardımı ile ortaya konulan bazı hüküm âyetleri, ancak tefsirle anlaşılacak âyet ve hadisler, yanlış bir şekilde Avrupa’daki dinsizlik enstitülerince servis ediliyor. Bir Fransız veya Alman’ın binlerce âyet ve yüzbinlerce hadis arasından cımbızla bazı mânâları çekerek neşretmesi elbette kolay değildi…

Bu hadise Türkiye’deki münafıklarla, Paris’teki kâfirlerin de müfritâne irtibat içinde çalıştıklarını gösteriyor. Annesi Benî Nadir’den, kendisi Arap asıllı olan meşhur şair Kâ’b B. Eşref’in meselesini buraya taşımışlar. Benî Nadir’in belâgat ve fesahatini Kur’ân, İslâmiyet ve Peygamber aleyhine kullanan Kâb’ın öldürülmesiyle ilgili âyet nazil olmuş, Resûlullah da bu vazifeyi Muhammed B. Mesleme’ye vermiş ve anlaşmaları çiğneyen, şehirde fesahati ile anarşi ve terörü körükleyen şair hakkındaki hüküm infaz edilmiş. Münafıklardan ders alan Neoliberallerin, Rahmet Peygamberi tarafından Mekke’de ve Taif’te ortaya konulan sayısız sabır, şefkat ve en azılı saldırganlara hidayet niyazı örneklerinden sarf-ı nazar edip, belli bir zamana ve belli şartlara münhasır, savaş hukukunu çiğnemiş ve hakkında vahiy gelmiş şâzz olan bir meseleyi; “İslâm Peygamberi kendisini tenkit edenleri öldürme emri veriyor” tarzında gerçeklerle alâkası olmayan yanlış ve iftiralarla yaymaları, ancak Medine münafıklarına ve Süfyaniyet ehline yakışır. Ayrıca, o zamandaki belâgat ve fesahatin kılıçtan daha keskin olduğunu da unutmamamız gerekiyor.

Daha sonra Asr-ı Saadet’ten günümüze hiçbir İslâm fakihinin bu istikamette bir fetva verdiğine ve infaz ettiğine şahit olmayan tarih, mizah dergisinin karikatüristlerinin Müslümanlarca infaz edildiğini yazamayacaktır. Selefî zihniyetin yardımı, münafıkların kışkırtması ve cehaletin meydana getirdiği ortamda, İslâm’ın hukukta dört esasından olan kitap ve sünneti kabul ederken; kıyas ve icmaı reddetmenin İslâmiyet’le alâkası olamaz. Bu istikametteki propagandalar da ters teperek hem bizim, hem insanlığın “doğru İslâmiyet’i” daha iyi tanıyıp öğrenmesine vesile olacaktır.

 

BENZER KONUDA MAKALELER:

Demokrat mısın? “İsteyen inansın, isteyen de inkâr etsin.”(Kehf.29) “Dinde zorlama yoktur.” (Bakara.256) İnsan, biyolojik bir varlık olduğu gibi, sosyal bir varlıktır aynı zamanda. Biyolojik yönüyle demokrat mı, değil mi diye sorulamaz. Sosyal açıdan demokrat mı...
Yaralı Avrupa ruhu ve İslâm karşıtlığı Avrupa’da yükselen aşırı sağ, ırkçılık ve yabancılara gösterilen hoşgörüsüzlük, çeşitli olaylarla nicedir kendini belli etmekteydi. Cami ve mescitlere yapılan saldırılar, başörtülü kadınlara yol ortasında hakaret ve fiziksel saldırı, İsviçre, Fransa,...
Şükrü Bulut
Şükrü Bulut hakkında 1 makale
Almanya İslam Konseyi Din Şurası Sözcüsü / Eğitimci – Yazar

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*